Alevilik

ALEVİK NEDİR?

Alevilik, Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan, temelinde insan sevgisi bulunan, hoşgörü, hümanist ve her dine, her mezhebe, her inanca saygı duyan, bir inançlar bütünüdür. Dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen; eline, diline, beline sahip olma ilkelerini şart koşan bir İslam’i inançtır. Bu inanca gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını giderir. İnsanları beraber yaşadığı toplum içerisinde kendi istekleriyle, kendilerini yargılatıp aklanmalarını sağlar. Laik, demokratik, eşitlikçi, paylaşımcı, özgür bir düşüncedir. İnsanı, insani kâmil mertebesine yücelterek erdemli insan yaratmayı öngörür. İnsanın hamurunda hem ilahiliği hem de irfâniliği birleştiren öz mayasını oluşturur. Korkuyu aşıp, sevgi ile Tanrıya yönelen, “Enel Hak- Eğnim Hak” inancı ile insani kâmilin özünde Tanrı’yı gören, yaratan ile yaratılan ikiliğinden çıkıp, “Vahdet-i Vücuda vardırır.

İslâm kelimesinin anlamı! İnanma’nın da ötesinde teslimiyeti, barışı, adaleti, özgürlüğü beraberinde getiren son derece kapsamlı ve anlamlı bir kelimedir. İnancın verdiği değerler ile edep ve ahlaki yaşamını temeline oturtur. Kişinin ahlâk ve karakterini düzene koyar. Dini, bir biçim ve şekil,bir dogma olarak kabul etmez. İnsanlığa en iyi hizmeti ve düzeni veren yapısıyla; Özünü ve ruhunu tahrip etmeden, bağımsız irade gücü ile batini özelliğini evrenselleştirir. Akıl ve iman bütünlüğünü birleştirip şeffaf insan ve temiz toplum yaratmaya hizmet eder. Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin Kırklar Ceminde temelini attıkları İslam’ın mistisizim düşüncesinin yarattığı, tasavvuffi inanç sistemidir, Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin Kur’an’la getirdiği, Ehlibeyt’in, on iki imamların devam ettirdiği İslami inançtır Alevilik.

ALEVİ İNANCININ KUTSAL DEĞERLERİ

Alevi toplumu çeşitli Aşiretlerden, çeşitli  soy ve ırklardan biraraya gelen toplumdur. Çünki Alevilik bir soy, bir  ırk değildir. Bir İnançtır. Alevi Anne, Baba’dan doğmakla Alevi olunmaz. Ehlibeyt Alevi İslam, inancını gönülden kabul edenler Alevidir. Aleviler içinde yalnız inanc’la  görevli ve ikrarlı olan Seyyidi Sadet Evladı Resul soyu vardır. Alevi inancı Kur’an’ın Batini yorumu olan, sufizim düşüncesi ve tasavvuf yoludur. On iki İmamlar’dan sonra, 1400 yıldır bu inancın devam etmesine öncülük yapan, hizmet ederek toplumlara tanıtan, on iki İmamların soyunda gelen Seyyidi Sadet Evladı Resul torunlarıdır. Biz bu devirde bunların hepsine Pir diyoruz. İmam Cafer buyruğuda bu Seyyit soyunun kutsallığını açıkca ifade ediyor.

Alevi inancını kabul eden Yol evladı taliplerde, bu İnancın yolunu ve erkânı’nı, bütün kutsal değerlerini, Seyyidi Sadet Evladı Resullardan öğrenirler. Onun içinde bu Seyyidi Sadet Evladı Resul soyuna olağanüstü saygı duyarlar ve değer verirler. Bu soydan hiçbir kötülük gelmeyeceğine inanırlar. Çünki. Ahsab Süresi Ayet 33: “Ey Ehlibeyt! Sizi örnek bir soy olarak yarattım. Allah sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi  ter temiz bir hale getirmek ister”.

Şura Süresi Ayet 23: Ey habibim, sen sana inananlara deki! Ben size bu Hak Dini’ni getirdiğim için, sizlerden hiçbir ücret ve karşılık beklemiyorum. Sizden yalnız ve yalnız Ehlibeytime Biat, hürmet, saygı ve bağlılık istiyorum.

Talipler, biz Seyit soyunda ki ceddimize olan hürmeten ve inanca verdiğimiz hizmetden dolayı pir deyip elimizi öpüyorlar. Pir demek, hamı has eden, çiği pişiren anlamaında olduğu için Yol evladı talipler, Rahbere’de, Pir’ede, Mürşide’de hepsine Pir veya Piro diyorlar. Taliplerden de ricam, seyit soyunda olsada, saygı göstereceğiniz kişiyi ve öpeceğiniz eli lütfen araştırın. Anadolu kızılbaş Aleviliğinde Dede kelimesi yoktur. Genel olarak Pir kelimesi vardır. Fakat Bektaşi tarikatında Ehlibeyt soyuna verilen değerli ve anlamlı Pir kelimesini, tarikat erkanlarında kaldırmak için, Pir kelimesinin yerine “Dede “Dede Baba” ismini kullandılar. Şimdi bizim insanlarımızda her yerde Pir’e Dede diyorlar.

Ne yazık’ki biz bu devrin Seyit evlatları olarak, bir çoğumuz bize tanınan saygıyı, hürmeti, menfaat, çıkar ve kariyer için kullanıyoruz. İçimizde ter temiz, inancına, yoluna, erkânına bağlı olan Seyitlerimizi tenzih ediyorum. Elbetki ceddine, yoluna, erkânına bağlı seyitlerimiz var, onlara saygı duyuyorum. Fakat bir çoğuda ceddine layık bir evlat olmadıkları gibi, Ehlibeyt inancına olmadık yanlışı ve ihaneti yapıyorlar ve kutsal değerleri yok ediyorlar. Emevinin, Abbasilerin, Selçukluların, Osmanlıların yapamadıkları ihaneti yapıyorlar.

Çoğunluk ihanetci olunca, Azınlık ne kadar doğru yolu göstersede, riyakarın, ikiyüzlünün, yalancının, günlük iftiralarının önüne geçilmiyor. Bu ihanetcilerin hangi soydan olduklarını bilmiyoruz. Fakat bir kısmı soy olarak’da Seyit soyundayız diyenlerdir. Bu gibi soyuna ihanet edenler tarihin her devresinde vardır. Aynen Seyit Vakkasın torunu kerbelada Hz. Hüseyine ilk oku atan Ömer gibi. bunlarda soyuna ihanet ediyorlar. Kerbela’da olduğu gibi, bu günde varlar, gelecektede olacaklar.

 

PİR’LİK GÖREVİ YAPACAK SEYİT’DE OLMASI GEREKEN DEĞERLER?

Alevilerden bir can, gelecekte Alevi olarak yaşamak istiyorsa! Seyit evladı da olsa, yol evladı talip’de olsa, bir Pir’e teslim olması mecburidir. İnancımız ve yolumuz, bu güne kadar böyle devam etmiştir. Miladi tarih 730 yıllarında İmam Hasan’ın torunu Hamdan bin muhammed kardeşlik (karmat) gizemci sistemi getirmiştir. İmam Cafer’i Sadık tarafından’da Rahber, Pir, Mürşüt ve dört kapı kırk makam olarak düzenlenmiştir. Kur’an’la farz kılınan Müsahipliği Emevilerin yasakladıkları bir devirde, İmam Cafer’i Sadık Karmati toplumu içerisinde Müsahipliği kutsallaştırarak devam ettirmiştir. Onun için halen Alevi inancı içinde Müsahiplik inançsal ve kutsal bir değer olarak yaşatılmaktadır. Bu eğitim inanç sistemini, kurduğu Darul Hikme Medreselerinde öğretilerek. M. Tarih 990 Fatimi Devletinin kuruluşuna kadar devam etmiştir. Fatimi Devleti kuruldukdan sonra, Fatimi’ler Kahire’de “EL EZER” Üniversıtesini kurarak, bu Ehlibeyt İslam inancının devamlılığını sağlamışlar. Emevi’nin sonradan uydurma Vahabi İslam’ına karşı, Ehlibeyt Alevi İslamı’nı, bütün dünya’da ulaşabildikleri milletlere  kabul ettirmişler. El Ezer üniversitesi İslam Dünyası’nın ilk Üniversitesidir:

“RAHBER” kelimesinin anlamı! Bizde (Öncü, yol gösteren) Birinci kapı; Bilgisiz Alevi’yi eğiterek Ehlibeyt  yol ve Erkânına Talip etmek için yapılan hizmettir. (Eğitme evresidir.) Erkânlarımızdan şeriat kapısı dediğimiz kendini eğitme evresidir birinci erkândır.

PİR; kelimesinin Türkce anlamı! Üstad, Mütehassıs, Erbab; Ehlibeyt yoluna talip edilmiş canları, tarikat’ta görgü erkânında yetiştirmek için yapılan hizmettir. Tasavvufda, Hamı, has eden, çiği pişiren hizmet makamıdır.

MÜRŞİD, kelimesinin anlamı!  “Doğru yol gösteren, İnançsal konularda Rahber’in, Pir’in çözemediği müşküllerin, problemlerin çözüleceği makamdır.

Şimdi gelelim, bir Seyyid’i Saadet, Evladı Resul soyunda olan bir canımız nasıl bir hâl içinde olacak ki Rahber’lik veya Pirlik yapabilsin?  İşte Burada bir Pir’de olması gereken Vasıflar ve aranan değerler nelerdir?

 

  1. Evvela Allah’ın birliğine şüphesiz inanıp iman etmiş olmalı.
  2. Hz. Muhammed’in Peygamberliğine inanıp iman etmiş olmalı.
  3. Hz. Ali ve Ehlibeyt’in kutsallığına, Peygamberliğin vasisi ve vekili olduğuna.
  4. Kur’anı Kerim’in kutsal değerimiz olduğuna inanıp kabul etmiş olmalı.
  5. Rahber, Pir, Mürşid, Dört kapı kırk makam, Müsahip erkânına inanıp iman etmiş olmalı ve verdiği ikrara sadık kalmalı. Bu 5 kutsal değere inamayan kişi, ne olursa olsun Alevi olamaz.

Eğer bu 5 kutsal değerlere inanıyorsa?

  1. Evvela Eline, Diline, Bline, Eşine sahip çıkmalı ve kendine yar etmeli.
  2. Bir Pir’e teslim olup, eğitim görerek Müsahib tutmalıdır.
  3. Müsahiblik Erkânına girip, Ehlibeyt yoluna, talip olmalıdır.
  4. Görgü Erkânına girip bütün beraber yaşadığı toplumdan razılık almalı.
  5. Yaptığı kötülükleri bir daha yapmamak şartıyla tövbe etmelidir.
  6. Rahber’ine, Pir’ine,  Müsahibine verdiği ikrara sadık kalmalıdır.
  7. Kendine uygun görmediği hareketi, başkasına uygulamaması lazım.
  8. İki yüzlülüten, riyakarlıkdan, yalandan, iftiradan kendini temizlemesi lazım.
  9. Benliği özünden atmalı. Sabırlı, cömert ve kanaatkâr olması lazım,
  10. Yaptığı hizmetleri Hak için yapmalı, maddi çıkar beklentisi olmaması lazım.
  11. Gönlü alçak, turab olmalı, evrende ki bütün canlı cansız varlıkları sevmeli.
  12. Pir dediğin, İlmi alim, nefsi selim olmalı. Çünkü cahil kişi bakar kördür. Onun arkasına gidilmez. Bu saydığımız kutsal değerler, bir Pir’de aranacak değerler olduğu gibi! Alevi İnancını taşıyan Seyyit soyunda olsun veya yol talibi olsun. olgunlaşıp, kâmalete ermek istiyorsa, aynı maddeleri kendi nefsinde uygularsa, İnsan’i Kâmil seviyesine adım atmış olur.

Kur’an’a göre,   Pir’lik görevi Hz. Muhammed’in görevidir. Kur’an, Hz, Muhammed’e her gece ibadet yapma emri veriyor. Müdessir Süresi, 1’den5’e kadar olan ayetler. Ey Peygamberlik kaftanını giymiş. Ey Tanrının sevgisini kazanmış Muhmmed! Kalk, insanları kaldır. Hak dininde ibadete çağır. Rabbini yücelet. Elbiseni temiz tut, her türlü kötülüklerden kendini koru. Bu Ayetle Pirlik görevi verilmiştir. Müzemmil Süresi Ayet 20: Ey Muhammed, seninle birlikte, gecenin bir yarısında uykudan kalkmak ne kadar zahmetli olsada, gece ibadet etmek daha evsaldır. Gündüz sizi dünya işleri bekliyor. seninle beraber ibadete kalkanları Allah görüyor, onları mukafatlandıracaktır. Kendini bilen seyit Pir için, sorumluluğu ağır bir görevdir.

Sonradan İslam dünyası büyüdükce, siyasal, kültürel ve inançsal görevlar çoğaldıkca; Hz. Muhammed, ben ilmin şehriyim, Ali ilmin kapısıdır. İlim için bana gelmek isteyenler evvela Ali’ye gitsinler”. Böylece Pirlik görevini Hz. Ali’ye bırakmıştır. Ondan sonra her gece Hz. Ali’nin evinde 17 erkek, 13 kadın 40 can olarak ibadete devam edilmiştir. Bu kırklar meclisinden dolayı, Anadolu Alevileri Hz. Ali’yi Pir olarak tanırız. Hz. İmam Ali Pirlik görevi konusunda İmam Hasanı ve İmam Hüseyin’i imtahan eder. Fakat Pir’lik görevini İmam Hüseyin kazanır. Onun için biz Hz. Ali’yi ve Hz. Hüseyin’i Pir biliriz.

DERGÂH’IN ANLAMI VE KURULUŞU

Fatimiler, İmam Cafer Sadık’ın daha evvelde kurduğu Darul Hikme medreselerini her tarafa yaymışlar, Kur’anın batini yorumu olan tasavvuf, Ehlibeyt inancıyla yetiştirdikleri din alimi (Dahi) denilen gezginci seyyah Dervişler ile, o günkü dünya’ın birçok memleketlerine tanıtmışlar. Tarih 1171’de Selahattin Eyyubi tarafından Fatimi Devleti sinsi bir şekilde Abbasilere teslim edilir. El Ezer Üniversıtesi tahrip edilir. Üniversitede olan bilim adamlarını ve Darul Hikme medreselerinde ki ele geçen Pirleri Talebeleriyle birlikte öldürürler. Bütün “Darul Hikme medreselerini kapatırlar. Darul Hikme medrese isminde medrese açılmasınıda yasaklarlar.

El Ezer Üniversıtesinde ki bu katliamda kaçıp canını kurtaran, Öğretim üyelerinden biride Musa’yi Kazim evlatlarından Seyit Firuz: Seyit Fürüz oğlu ile beraber, Mısır’ın Kahire Şehrinden kaçar. İran’ın Horasan diyarından Erdebil kasabasına gelir yerleşir. Tabi bu bir bilim adamı olduğundan, çevresinde tez zamanda farkedilir. Artık çevresindeki halk, sıkıntısı olan, problemi olan herkes Seyit Firuz’a muracaat ederler. Kısa zamanda bu durum bireyselliği aşar. Aşiretler arasındaki çatışmalar, kan davaları dahi, Seyit Firuz’a gelir. Akın- akın gelen halk ufacık eve sığmaz olurlar. Seyit Firuz mecbur kalır, büyük bir toplantı ve eğitim mekanı yapar. Darul Hikme Medrese ismi yasak olduğu için. Bu yaptığı eğitim merkezine “Muracaat edeceğin kapı veya sığınacağın kapı anlamına gelen, “Dergâh” ismini verir. O tarihden sonra da artık her yerde Ehli beyt eğitim merkezlerine “Dergâh” ismi verilmiştir.

Bu eğitim merkezleri olan Dergâhlarımız;  Osmanlı padişahları Yavuz Sultan selim ile oğlu kanuni katliamlarına kadar devam etmiştir. Ondan sonra da köy Aleviliği başlamıştır. Dergâh’ı Tekke ile karşılaştırmayın. Alevi inancında Tekke yoktur. Tekke Nakşibendi tarikatında Huu çekilerek ibadet yapılan yerlere Tekke denir. Dergâh din bilimi eğitim merkezidir. Yani Alevilerin inancını öğreneceği eğitim merkezidir. Çünkü “İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”. Eğitimsiz, öğretisiz yapılan işler, her zaman eksik ve noksandır. Pir’lik hizmetini yapacak kişi, sıradan bir Seyit evladı olmak’la olmaz. Pir olması için Evvela Seyyidi Sadet evladı Resul soyundan olmasıyla birlikte; “İlmi alim nefsi selim olmasıda şarttır”. İmam Cafer buyruğu ve Seyit Safi buyruğunun emri gereğidir. Yolumuz erknımız da bu güne kadar böyle devam etmiştir.

KÖY ALEVİLİĞİNDE PİR’LİK YAPACAK SEYYİT NASIL YETİŞTİRİLİRDİ?

Fakat 15 ve 16’ıncı yüz yılda bütün Alevi dergâhları katliama uğrayıp yok edildikten sonra, küçük çapta da olsa köy aleviliği başlamıştır. Dergâh eğitiminin düzenini öğrenmiş olan Dede’lerimiz, Pir’lerimiz, Dergâh olmadığı halde aynı düzeni kendi evlerinde Pir’lik yapacak çocuklarına uygulayarak inançlarının devamlılığını korumuşlar. Köy Aleviliği böylece kısmi bir eğitimden geçirilerek Pir’lik hizmeti yapılırdı. Yaşanarak gelen kutsal değerlerinide  böylece koruyorlardı.

Pir’lik yapan Baba Seyit; Aile’deki evlatlarından hangisi bu görevi yapacağına karar verirdi. Karar verdiği evladının eline, diline, beline ve bütün nefsi amaresine nasıl, nerelerde, ve ne şekilde hakim olacağını öğretirdi. Evladını yetiştirirken Müsahib tutmasını sağlardı. Birkaç yıl sonra oğlunu Müsahip erkanında yola ikrar verip talip olmasını sağlardı. En az bir yıl sonra Görgü erkanında geçirterek toplumdan razılık alınırdı. Artık ömrü oldukca, üzerinde karar kıldığı evladını, hep beraber  Pir’lerin Erenlerin sohbetlerine, toplantılarına ve taliblere götürürdü. Oğluna, bir Pirde olması gereken vasıfları ve tasavvuf ilmini öğretirdi. Yapacağı hizmetleri, davranışları ve bütün yapması gereken erkanları eksiksizce öğretilirdi. Baba Pir, kendi gözetimi altında, çeşitli hizmetlerden evladını denerdi.

Ne zaman ki evladının Pir’lik yapacağına kanaat getirirse; İlmi alim, nefsi selim, olduğuna inanırsa; Ondan sonra Pir’lik görevini alacak oğlu için bir Cem erkânı tutardı.  kendi Pir’i tarafından taliplerinin de huzurunda Pir’lik hizmeti yapacak genci dâra kaldırırlardı. Tekrar rızalık alınırdı. Pir’i tarafında dua vererek, “hizmete himmet edilirdi”. Bu erkândan sonra Baba Pir, taliplerine benden sonra size Pir’lik hizmeti yapacak bu oğlum derdi. Ondan sonra o genç seyit, Pir’lik görevine başlardı. Bakın: Rahber’lik, Pir’lik, Mürşid’lik, Yapılan hizmetlerin, görevlerin ismidir. Bu isimler şahısların ismi değildir. Bu hizmet makamlarına İmam Cafer Sadık kendi lisanlarıyla şu isimleri vermiştir. “Dâhiler Makamı”; Mürşit Makamıdır. “Hüccet Makamı” Pir’lik Makamıdır.  “Zülmasa Makamı” Rahberler Makamı olarak belirlemişler.

Bu inançsal hizmetler Alevi inancının zahiri yüzüdür. Yalnız insanları cahaletten kurtarıp, insani olgunlaştırma ve kemalet  seviyesine getirmek için yapılan hizmetlerdir. İşin özüne bakacak olursak. Alevi inancı Kur’an’ın batini yorumu, sufizim  düşüncesi, tasavvuf yoludur. Biz buna gönülden Hakka giden yoldur diyoruz. “Tariki mustakimdir”. Pir’lik sanıldığı gibi kolay bir görev değildir. Hakkında gelmek her kişinin yapacağı iş değildir. Er kişinin işidir. Sorumluluğu ve vebali çok fazladır. Öğle dosyayı koltuğuna alıp iki dua okumakla Pir’lik yapılmaz. Evvela kendi özüyle hesaplaşması lazım.

Pir Abdal Musa derki,  Pir’lik yapacak can; Kendi nefsini marifet suyu ile besleyecek. Tövbe kökünü alıp, istiğfar yaprağıyla karıştırıp, tevhit tokmağı ile, gönül havanında iyice dövecek, Sabır tenceresinde göz yaşı ile yuğuracak. Aşk ateşi ile pişirip. Hak sofrasına getirip, kanat kaşığı ile yiyebilecek duruma getiren İnsanların gönlünde kuşku, beyninde fesatlık olmaz. İşte bu ölçü içerisinde olan kamil, Seyyidi Saadet evlatları Pir’lik yapabilirler. Çünkü evrende var olan canlı ve cansız her şey. O Tek olan bütünün tüm sırlarının yansıması, cemalinin aynasıdır ki. Bu da Allah diye adlandırdığımız kudretin taa kendisidir. Bu büyük Tanrı inancı, Tanrı sevgisi, herkesin gönlü, aklı ve idrakinin kapasitesi oranında manevi bir güçtür. Bu güce sonsuz inanması lazım. Bu güç doğrunun her zaman yardımcısıdır. Yanlışa’da layık olanını verir inancındayız. Yanlış yapanıda Allah islah etsin.

35 yıllık tecrübeden ibret alarak; Ehlibeyt İslam inancının daha fazla asimle olmaması için. 2017 tarihinde kurduğumuz, “Öze Dönüş, Ali Yolu, Alevi İslam toplumu”. “Alevıtıch, İslamısche Gemeinde” olarak. Religion gemeinschaft, Kiliseler statüsünde kuruldu. Alevi İslam inaç kurulu olarak, yazdığımız 53 sayfalık tüzüğümüzü Alman devleti kabul etti ve vergi muafiyetini tanıdı. Bu kuruluşu kuran Dedelerin ve Taliblerin tek amacı, Alman Üniversitelerinde “Alevi İslam kürsüsü ve onunla birlikte Din bilimi eğitim merkezi olarak Dergâh kurup, Pir’lik yapacak Seyitleri eğiterek yetişmelerine hizmet vermektir”.

Yoksa, İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Bu gibi bilinçsiz bazı cahil seyitlerle, Ehlibeyt Alevi inancına ileride daha ne kaftanlar giydirilecek, ne anlamsız isimler verilecek bilemiyoruz. Bu kürsünün, bu Dergâh’ın kurulmasına ömrüm kifayet etmese’de, İnanıyorum ki, Soyuna ve inancına sahip çıkacak, Seyyid’i Saadet Evladı Resul gençlerimiz olacaktır. Yine inanıyorum ki bizim temelini attığımız, arzu ettiğimiz Dergâh eğitim sistemini geleceğin inanançlı gençleri gerçekleştirecekler.  Aşkı muhabbetle saygılar.

Bu makale Televizyonda 21/07/2020 tarihinde anlatılmış