Kısaca: Alevi cenazesinde dini hizmetleri mümkün olduğunca bir Dede yürütür. Bu sayfada Seyit Derviş Tur Dede’nin anlatımıyla, ölümün ardından yapılan ilk hizmetler, mevtanın yıkanması ve abdesti, kefenin biçilmesi, topluluktan helallik (tezkiye) alınması, dört tekbirli cenaze namazı, mezar başında okunan dua ve telkin konusundaki görüşü yer almaktadır. Dualar, kitaptaki şekliyle verilmiştir.
Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?
İçindekiler
Alevilikte Ölüm Halinde Verilen Son Hizmetler
Alevi toplumu bütün dini vecibelerini Seyitlerin öncülüğünde yapar. Çünkü manevi imamlık ancak o soya aittir. Bugüne kadar böyle devam etmiştir ve böyle biliniyor. Okumuş cami hocasını imam kabul etmezler. Onun için Alevi cenazelerinde de, mümkün olduğu kadar bu görevi dedelere yaptırırlar. Dede’nin bulunmadığı yerde, yol ehli olan bir talip muhip bu görevi yapabilir. Hakk’a yürüyen can hastanede ise, Yıkanma Erkânına kadar hiçbir işlem yapılmaz. Evinde ruhunu Hakk’a teslim ediyor veya etmiş ise, sırasıyla yazdığımız hizmeti yerine getirmek, her Alevi Dede’sinin veya hocasının görevidir.
Ruhunu Hakk’a Teslim Ettikten Sonra Yapılacak Hizmetler
Bir can, er kişi veya bacı kişi evinde ruhunu Hakk’a teslim ettiği zaman, yanında bulunan yaşlı biri, “Bismillah Ala Ümmeti Resul-Ulah Ali ’yel Veli-yullah, Şefaat Kıl Ya Resul-ullah” diyerek gözlerini kapatır. Bir temiz bez ile çenesini bağlar. “Hak La İlahe İlallah Muhammed ’en Resul-ullah, Ali’ yün Veli-yullah, Ehli Beyti Kerem-Ulah, Mürşidi-i Kâmil-Ulah” der. Bu duaları okuyarak elbiselerini çıkartır, ayaklarını düzeltir, başparmaklarını bağlar. Ellerini yanlarına düzgünce koyar. Başını ve ayaklarını kapatacak şekilde üzerine bir örtü örtülür ve üzerine güzel kokular serpilir. Varsa gül suyu tercih edilir.
Bu aşamadan sonra, o bölgede bu hizmeti yapan Dede veya hocaya haber verilir. Görevi üstlenmiş er içeriye girer girmez, Hakk’a yürüyen mevtanın üzerine gider. Tam göğüs hizasında durur, şu duayı okur:
“Bismi Şah Allah, Allah! Bağışlayan ve Yargılayan Yüce Allah’ın İsmi ile Başlıyorum. Alla hu Ekber, Alla hu Ekber, Alla hu Ekber, Lââ İlaha İllallah Valla hu Ekber, Alla hu Ekber Velillahil Hamt. Allahumme Sallı Âlâ Seyidine Muhammed ve Ala Ali Seyidine Muhammed.” dedikten sonra şu gül bankı okur:
“Ey gökleri ve yerleri yaratan kadir mutlak Tanrım! Bugün, bu saatte senin kulun olan, ?. Doğma bacımız veya kardeşimiz Hakk’a yürüdü. Bir eşi ve benzeri olmayan Allah’ım! Rahman ve rahim olan sensin. Yargılayan ve bağışlayan da sensin. Bu bacımızın veya kardeşimizin dünyada bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahlarını, Adem’i Safuyullah, Nuh’u Naci-yullah, İbrahim’i Halil-Ulah, İsmail’i Teslimullah, Musa’yı Kelam-Ulah, İsa’yı Ruhullah, Muhammed’i Habib-Ulah, Ali’yi Veliyullah, Ehli Beyti’i Keremullah hakkı için, sana karşı da bir isyanı varsa, isyanını bağışla ya Rabbim! Hatice-tül Kübra, Fatima-tül Zöhre yüzü suyu hürmetine cehennem narına, kabir azabına uğratma ya Rabbim! 3’lerin, 5’lerin, 7’lerin, 12 İmamların, 14 Masumu Pakların, 17 Kemeri Bestlerin 40’ların yüzü suyu hürmetine, Hz. Muhammed’in şeffafından mahrum eyleme ya Rabbim! Ruhunu şad, mekânını cennet eyle ya Rabbim!
Bismillahi’Rahmani’r-Rahim Subhane Rabbike Rab bil İzzeti Ama Yesufun, Vesselam un Alel Mürsel’ine, Elhamdülillahı Rab bil Âlemin. Hakka yürüyen canımızın ruhuna el-Fatiha.”
Türkçe ’si: Senin Tanrın kudret ve izzet Tanrısıdır. Onların bütün isnatlarından münezzehtir. Peygamberlerine salat ve selamlar olsun. Âlemleri yaratan Tanrı’ya hamt olsun.
“Bismillahi’Rahmanu’r-Rahim! Elhemdü lillahi Rabbil’ âlemin, Errahmanirrahiym, Maliki Yevmeddin İyyâke Nağbudu ve İyyâke Nesteiyn İhdinassırâtelmustakıym Sırâtelleziyne En’amte Aleyhim Gayrilmağdubi Aleyhim ve Leddâlliyn, Âmin!”
Bu Fatiha Duasının Türkçe anlamı da şöyledir: Hamdı, sena o Allah’a mahsustur. O âlemlerin Rabbi ’dir, esirgeyendir, bağışlayandır. Hesap gününün malikidir. Kulluğu yalnız sana ederiz, yardımı da yalnız senden bekleriz. Bizleri doğru yola ilet. Gazaba uğrayanların, sapıkların yoluna değil, sana iman edenlerin yoluna götür.
Ben bir Alevi dedesi olarak Kur’an ayetlerinin, Fatiha da dâhil hepsinin Türkçe tercüme edilip, gülbank biçiminde okunmasını gönülden arzu ederim. Ne yazık ki, Osmanlı devrinde aramıza giren Arapça, halkta bir alışkanlık halini almış. Bütün ibadetlerimizi Türkçe yaptığımız halde, cenaze erkânında yapılan dualar, Türkçe yapılınca bir eksiklik gibi görülüyor. Şimdilik bu alışkanlığı söküp atmamız mümkün değil. Bütün ümidimiz ileride kurulacak olan eğitim kurumlarımız bunu yapacaktır. Konumuz Hakk’a yürüyenin erkânı ve darda indirme erkânıdır. Bu açıklamayla konudan dışarı çıktık, kusura bakmayın. Fatiha’nın arkasından yine sırasıyla devam edelim.
Hakk’a yürüyen mevtaya yapılan bu ilk hizmetten sonra, başucunda 3 veya 12 mum yakarlar. Artık yıkanıncaya kadar, sadece üzerinde ilahiler, bağışlamalar, tövbe estağfurullah içeren duvazdalar okunur.
Mevtanın Teneşire (yıkama masasına) Götürülmesi
Hakk’a yürüyen mevta, Hâk döşeğinde yıkanmak için teneşire götürülürken, Dede, Ali İmran Suresi’nin 185’inci ayetini okur: “Her can ölümü tadacaktır. Sonra gerçeğe dönecektir. Mükâfatlarınız hesap günü tamamen verilecektir. Kim ki, ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa kurtuluşa ermiş olur.”
“Ya Rab! Sen bu bacımızı veya kardeşimizi kurtuluşa ermişlerden eyle. Hz. Muhammed’in ve onun soyu olan Ehli Beytine salat ve selam olsun. Onların yüzü suyu hürmetine ruhunu şad, mekânını cennet eyle ya Rabbim!” Bu duayı okuyarak Mevtayı teneşire indirirler.
Hakk’a Yürüyen Mevtanın Yıkanması
Mevta kadınsa, kadın yıkar, erkekse, erkek yıkar. Cenaze yıkayan bulunmuyorsa eşler birbirini, kız annesini, oğlan babasını veya anne kızını, baba oğlunu yıkayabilir. Yıkayıcının yanında bir su döken, bir de mevtayı sağa, sola çevirecek yardımcılar olmalıdır. Evde üzerine atılan örtü alınır. Kefenden kesilen parça bez, erkekse göbekten dizkapağına kadar, kadınsa göğsünden dizkapağına kadar örtülür. Yıkamaya başlarken evvela besmele çekilir ve niyet edilir. “Allah’ım! Şu anda önünü sana çevirmiş Hakk’a yürüyen bu mevtanın bedenini Allah rızası için dünya kirlerinden yıkayıp temizlemeye niyet ettim. Eksiğim, noksanım olursa sen afet ya Rabbim.”
Yıkayıcı yanında 4 adet sünger 4 çift eldiven bulundurur. Şampuanı hazır olur. Bir Besmele çekerek, evvela Edep yerlerini itinayla yıkar, yardımcılarının yardımıyla mevtanın üst gövdesini kaldırarak oturur duruma getirir. Mevtanın karnını sıvazlayarak içeride kalan havanın çakmasını sağlar. Tekrar uzatılır, Edep yerlerinin son temizliği tamamlanır. Eldivenler ve sünger değiştirilir ve yenileri alınır.
Evvela başı, yüzü tertemiz yıkanır ve belden yukarı bedeni, sağdan başlamak üzere kolları, elleri üçer defa temiz yıkanır. O eldivenler ile sünger de değiştirilir. Belden aşağı, bacakları ve ayakları üçer defa temiz yıkanır. O eldivenler ile sünger de değiştirilir.
Mevta’ya verilen abdest
Yenileri ile abdest, şu sıraya göre verilir. Evvela ağzına (dudaklarına) üç defa su verilir, sonra burnuna üç su dökülür, kulaklarına mesh verilir, başına mesh verilir. Evvela sağ eline, sonra sol eline dirsekten aşağıya üç defa su dökülür. Sağ ayağına sonra sol ayağına diz kapağından aşağıya üç defa su dökülür. Böylece abdest verilmiş olur.
Dikkat: Helallik suyu dökülecekse, ondan sonra abdest verilmelidir. Abdest önceden verilmemeli. Çünkü mevtada yıkama anında bir akıntı olabilir. Bütün yıkama bittikten sonra ve helâllik suyu dökülecekse, o da dökülmeli, ondan sonra abdest verilmeli ki, abdestten sonra mevta ellenmesin. Abdest için ve helâllik için dökülen bütün sular, “Allah, Muhammed ya Ali” denilerek dökülmeli. Böylece yıkama işi bitmiş olur.
Şimdi hiç kullanılmamış iki büyük havlu ile biri belden yukarısı, biri ile de belden aşağısı dikkatle kurulanmalıdır. Bir küçük havlu ile de mevtanın başı kurulanmalıdır. Altı yaşından küçük çocuklara abdest verilmesi gerekmiyor.
Hakk’a Yürüyen Mevtanın Kefeninin Biçilmesi ve Kefenlenmesi
Kefen hiç kullanılmamış beyaz patiskadan kesilir. Eskiden yıkamak için kefen bezinden eldiven yapılırdı. Şimdi naylon eldivenler ve sünger ile yıkama imkânımız olduğu için kefen bezinden yapmaya gerek yoktur.
Mevtayı, tabuta koyup çıkarırken ve toprağa indirirken, mevtaya zahmet verilmesin diye kefen bezinden 15 cm eninde 150 cm uzunluğunda üç adet bağ kesilir. Bu bağlar, mevta kefenlendikten sonra biri omuzlarından, biri kalçasından, biri de ayaklarından bağlanır ki, taşımada kolaylık olsun. Mevta toprağa indirildikten sonra bu bağların düğümleri çözülür.
Yakasız gömlek
İki kat olarak mevtanın boyun kökünden ayaklarına kadar olan uzunlukta kesilir. Ortasından mevtanın kafası geçebilecek bir delik açılır. Bir katı mevtanın altına serilir. Mevtanın başı ortadaki deliğe denk getirilerek başından geçirilir. Üst katı da mevtanın üzerine örtülür. İlk defa yakasız gömlek giydirilir.
Eteklik
Mevtanın boyu uzunluğunda, gövdeyi bütün saracak şekilde geniş olmalı. Çünkü mevtanın bütün vücuduna sarılacaktır.
Sargı
Mevtanın boyundan 60 cm. uzun kesilmeli. Çünkü başucundan ve ayak- ucundan uzun olacak ki, düğüm vurulabilsin. Mevta kadınsa, kefen bezinden bir başörtüsü, bir de göğüs örtüsü ayrı olarak kesilir ve yakasız gömlekten sonra göğsüne konur. Diğeri de başına bağlanır.
Teneşirin yanına, mevtanın üzerinde kefenleneceği bir masa veya tabut konulur. Evvela kesilen bağlar belirli aralar ile bu masanın üzerine konur. Onların üzerine en uzun olan sargı dediğimiz kefen serilir. Onun üzerine de, eteklik denen kefen serilir. Tekrar onun üzerine de yakasız gömlek, baş geçecek delik üst tarafa getirilerek bir katı serilir. Bir katı da başucuna toplanır. Mevta yakasız gömleğin içine indirilirken, delikten baş geçirilir, diğer katta üzerine serilir. Ondan sonra eteklik sarılır. Arkasına sargı denilen uzun kefen sarılır. Ayakucu ve başucu bağlanır. En alta koyduğumuz bağları da tutup taşımak için üzerinden bağlanır. Kefenlenmesi biten mevta, cenaze namazı kılınması için ve toprağa verilmesi için bir tabuta konur.
Tabuta konan mevta, cenaze namazı kılınması için üyesi olduğu bir dergâh varsa, o dergâha götürülür. Orada cenaze namazı kılınır. Yoksa direk mezarlığa götürülür. Orada musalla taşı var. Onun üzerinde cenaze namazı kılınır.
Sağlığında camiye gitmeyenin, öldükten sonra cenazesini camiye götürmek, ölen kişi için büyük bir ihanettir. Sonra, hiç bir kitap, cenazelerin camiye gitmesini mecburi kılmaz. Cenazenin camiye gitmesinin tek sebebi, cenaze namazı kılınırken arkasında bir cemaatin bulunabilmesi içindir. Cenaze namazında bulunacak kâfi derecede cemaatiniz varsa, camiye gitmenin hiç bir anlamı yoktur. Tabut ilk yedi adımdan sonra omuza alınır. Cenazeler, eskiden omuzla mezarlığa götürülürdü. Yol boyunca Dede ilahiler okur, dua eder mezarlığa doğru gidilirdi. Günümüzde cenazeler, araba ile mezarlığa götürülüyor. Onun için yolda herhangi bir dua yapılmaz.
Hakk’a yürüyen bir canımız için, içinde beraber yaşadığı toplumdan helallık alınır. Buna, Farsça ’da “Tezkiye” denir. Bu helâllik duası, cenaze namazının önünde alınır. Fakat 30 veya 40 yıldır Avrupa’da yaşıyoruz. Birlikte beraber yaşadığımız bir toplum var. Bir cenazemiz olduğunda helâllik, birlikte yaşadığımız toplum içinde alınması gerekirken, Türkiye’ye giden cenazemiz için hiç tanınmayan insanlardan helâllik isteniyor. Bunun yanlış olduğunu düşünerek, özel bir helâllik duası yazdım.
Hakk’a yürüyen mevtalar için okunacak helallık duası
Bismi Şah Allah, Allah! Yargılayan, bağışlayan Allah’ın ismiyle, Hz. Muhammedin himmetiyle başlıyorum. Allah Ekber, Allah Ekber, alla hu Ekber la ilahe illallah, valla hu Ekber. Alla hu Ekber velillahil hamt.
Allahumme sallı âlâ Seyidine Muhammed ve âlâ Ali Seyidine Muhammed.
La ilahe illallah Hak birsin Muhammed’de Resulullah, Ali ’yün Veliyullah Ehli Beyti keremullah, şefaat kıl ya Resul ’ullah.
Ey bütün âlemlerin Rabbi olan yüce Allahlım! Şu an, önünü sana çevirmiş, bu Dünya’dan Hak Dünya’ya gelen bu canımız, senin kulundur, Hz. Muhammed’in ümmetidir. Bu kulunu, Adem’i Safuyullah, Nuh-u Naci-yullah, İbrahim-i Halil-ullah, İsmail-i Teslimullah, Musa-yı Kelâm-Ulah, İsa-i Ruh-Ulah, Muhammed-i Habib-Ulah, Ali-yün Veli-yallah, yüzü suyu hürmetine cehennem narına, kabir azabına uğratma ya Rabbim!
Ey yüce Allah’ım! Bu Hak-ka yürüyen can, senin kulundur. Yalnız sana sığınır, yalnız senden af diler, yalnız senden yardım bekler. Sen bu kulunu, huzuru makamında hüsrana uğratıp eli boş geri çevirme, ya Rabbim! Gelmiş, geçmiş erenlerin, evliyaların hürmetine, ruhunu dünya kirlerinden arındır, bütün suçlarını iyiliğe tebdil et Ya Rabbim!
Ey hesap gününün yargılayıcısı yüce Allah’ım! Rahman ve rahim olan ismin Hakk’ı için, önünü sana çevirmiş bu kulunu, Hz. Muhammed’in şefaatinden mahrum etme. Ehli Beyti’n hürmetine, ruhunu ilahi nurun ile nurlandır, şefaatin ile mükâfatlandır Ya Rabbim!
Ey Kâinatın yaratıcısı yüce Allah’ım! Hz. Ali ‘yel Murtaza’nın hürmetine, Hakk’a yürüyen bu Kul’unun ruhunu şad, mekânını cennet eyle ya Rabbim! Bütün âlemlerin Rabbi olan yüce Allah’ım! İsmini saydığımız veya sayamadığımız nebilerin, velilerin, erenlerin, evliyaların ve Salih kullarının ruhlarına salat ve selam olsun. Onların yüzü suyu hürmetine, önünü sana çevirmiş bu kulunun, bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahlarını af eyle ya Rabbim!
3’lerin, 5’lerin, 7’lerin, 12 İmamların, 14 Masumu Pakların, 17 Kemeri Bestlerin, 40’ların hayır himmetini, önünü sana çevirmiş bu kulun, ruhunun üzerinde eksik etme ya Rabbim! Bir eşi ve benzeri olmayan yüce Allah’ım! Bağışlayan, yargılayan sensin. Bu kulunun sana karşı bir isyanı olmuşsa, Rahman ve Rahim olan ismin Hakk’ı için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, M. Mustafa yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Ali ‘yel Murtaza yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Hatice ’tül Kübra yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Fatime’tül Zöhre yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Hasan ’ul Hulki Rıza yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Hüseyin’i Deşti K. yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Zeynal Ali Aba yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Muhammed Bakır yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, İmam Cafer’i Sadık yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, İmam Musa’yı Kazım yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, İmam Rıza yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Muhammed Taki yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, İmam Ali ‘yel el Naki yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, İmam Hasan al Askeri yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Muhammed Mehdi yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Hünkâr H. Bektaş Veli yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Allahumme salli ala Seyyidine, Erenler, Evliyalar yüzü suyu hürmeti için bağışla.
Ey bütün kâinatı yaratan yüce Allah’ım! Saydığımız Ehli Beyt ‘in, 12 İmamların, Erenlerin, Evliyaların yüzü suyu hürmetine, Hak ka yürüyen bu canımızın ruhunu, cehennem narına, kabir azabına uğratma ya Rabbim!
Ey yüce Allah’ım! Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin hürmetine, Hakk’a yürüyen canımıza ihsanını artır, rahmetinle mükâfatlandır, ya Rabbim!
Bütün kâinatın yaratıcısı yüce Allah’ım! Yapmış olduğumuz duaları Hak ka yürüyen canımız ……?…… ruhuna bağışlıyoruz. Sen: Erenlerin, Evliyaların, Veli’lerin, Nebilerin yüzü suyu hürmetine dergâhı izzetinle kabul eyle ya Rabbim!
Ey bu evrene hüküm eden yüce Allah’ım! Bu dualarımızı insanlık uğruna canlarını feda eden, Kerbela’dan bu güne kadar, bütün şehitlerimizin, erenlerin, evliyaların ruhlarına da bağışlıyoruz, sen huzuru makamında kabul eyle ya Rabbim!
Şu anda burada bulunan, bu duaya katılan insanlarımızın, Hak ka yürümüş yakınlarının da ruhlarına bağışlıyoruz. Rahman ve rahim olan ismin hakkı için kabul eyle Ya Rabbim! Bütün bu saydığımız veya sayamadığımız erenlerin, evliyaların, velilerin, nebilerin ruhlarının hürmetine, emeklerimizi boşa verme, yaptığımız duaları dergâhı izzetinle kabul eyle ya Rabbim!
Ey önünü Hak ka çevirmiş …?…. Bacımız (…?….. Kardeşimiz)! Şimdi dünya günlerinin sonunda, ahiret günlerinin başındasın. Hakk’tan geldin, Hakk’a gidiyorsun. Dünya menzili fanidir, ahiret menzili bakidir. Tanrı’nın hükmü yürüdü, Tanrı seni mübarek bir menzile indirsin. Erenlerin katarına, didarına nail eylesin. Hüküm rabbim âleminden, şefaat Hz. Muhammed Mustafa’dan olsun. Kabrin nur, mekânın cennet olsun!
Hak ka yürüyen bu mevtanın, geride kalan anasına, babasına, eşine, kardeşlerine, çocuklarına ve bütün yakın akrabalarına, yüce Allah böyle bir acı göstermesin. Tükenmez sabır, sağlıklı ömür versin.
Dede; Ey cemaat! Bu Hakk’a yürüyen mevtayı nasıl bilirsiniz?
Cemaat; „İyi biliriz, Allah kendisinden razı olsun“, diye cevap verirler.
Dede; Allah sizden de razı olsun, diye cemaat’a cevap verir.
Dede; Ey cemaat! Bu Hakk’a yürüyen canımız, sizin içinizde yedi içti, kondu göçtü. Sizler ile beraber yaşadı. Belki birinizin hakkını yemiştir. Belki birinizin gönlünü kırmıştır. Ağrınmış, incinmiş, gücenmiş birileri olabilir. Şimdi bu Hakk’a yürüyen mevtanın üzerinde, maddi ve manevi bir hakkınız varsa, hakkınızı helal ediyormuşsunuz? Dede! Bu soruyu üç defa sorar. Cemaat; her seferinde de „Helal olsun“ diye cevap verir. Dede! „Allah’ta sizlerden razı olsun“ diyerek cemaati cevaplar. Eğer cenaze namazı burada kılınacaksa, Dede, bir besmele çeker. Cenaze erkânı‘na sesli olarak niyet eder ve başlar. Dört tekbirli cenaze erkânını yürütür.
Hakk’a yürüyen mevta, Türkiye’de yıkanıp, cenaze erkânı orada yapılacaksa, Dede, bir besmele çeker, „Allah rızası için merhumun ruhuna el Fatiha“ der. İhlas Süresini ve Fatiha süresini okur.
İhlas Süresi
„Bismillahi’-Rahman ur’-Rahim! Kul huvvallahu ehat, Allahüssamed. Lem yelid ve lem yuled. Ve lem yekün. Lehü küfüven ehad“.
Fatiha Süresi
Bismillahi’Rahmanu’r-Rahim! Elhemdü lillahi Rabbil ’alemin, Errahmanırrahiym, Maliki Yevmeddin İyyâke Nağbudu ve İyyâke Nesteiyn. İhdinassıratelmustakiym Sıreatelleziyne En’amte Aleyhim Ğayrılmağdubi Aleyhim Ve’leddâlliyn. Amin. „Merhumun ruhu şad, mekânı cennet olsun“, denir. Taziyede bulunulur. Ondan sonra tabut kaldırılıp, cenaze arabasına konur.
Cenaze Erkânı‘na Dururken Yapılacak Tezkiye (helâllik) Duası
Ölüm mahallinde defin edilen mevtalara, ekseriyetle bu kısa yazılmış helallik duasını yapıyorlar. Terci! Hizmeti yapan Dede’ye aittir.
Tabut, musalla taşının üzerine indirilir. Dede veya hoca, evvela bir besmele çeker. Ondan sonra, “Ey mümin, Müslüm kardeşler! Bu Hakka yürüyen mevtayı nasıl bilirsiniz?” Cemaat: “İyi gördük, iyi bildik, ruhu şad olsun.” der. Dede, “Allah da sizlerden razı olsun” diye cevap verir.
Canlar, dostlar; Şu an bu fani dünya’dan, baki dünya’ya giden, içimizde ebedi ayrılan, ruhunu Hakk’a, bedenini toprağa verecek……….. canımız bizlerin duasına ve razılığına ihtiyacı var. Hakk’a yürüyen bu candan ağrınmış, incinmiş, gücenmiş, dargın, kırgın, alacaklı, verecekli her kim varsa dile gelsin, kakkını Hakk aşkına talep etsin. Beşeri dünyada dili dönmeyen, fakat ruhuyla aramızda olan bu canımızın yakınları aramızda. Onlar, ona vekâleten, verilecek varsa vermeye, yıktığı varsa yapmaya, döktüğü varsa doldurmaya, dost gönlünü hoş kılmaya hazırlar.
“Ey cemaat! Hakk’a yürüyen bu can, sizin içinizde yedi, içti, kondu, göçtü. Sizler ile birlikte yaşarken, belki bir hak yemiştir, belki birinizin kalbini kırmıştır. Hakk’a yürüyen bu mevtanın üzerinde, maddi veya manevi bir hakkınız varsa helal ediyor musunuz?” diye sorar. Cemaat: “Hakkımız varsa helal olsun, Hak Muhammed Ali yardımcısı olsun. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.” diye cevaplar. Dede, bunu üç defa sorar. Cemaat da üç defa cevap verir.
Helalliği alan dede şu gülbank ile devam eder: “Ey yücelerin yücesi, ey bağışlayanların bağışlayıcısı yüce Allah’ım! Önünü sana dönmüş, Hakk’tan gelip Hakk’a giden bu can senin kulundur, Hz. Muhammed’in ümmetindir. Yalnız sana inanır, yalnız senden yardım bekler. Hz. Muhammed’in ve Ehli Beyt ‘in yüzü suyu hürmetine, kötülüklerini iyiliğe tebdil et ya Rabbim!
Ali’yül Mürtaza’nın yüzü suyu hürmetine, kabir azabına, cehennem narına uğratma! Hatice-tül Kibriya, Fatima-tül Zöhre hakkı için, bu dünya’da bilerek, bilmeyerek yaptığı kusurlarını, günahlarını af eyle. İmam Hasan, İmam Hüseyin hakkı için, ruhunu, ilahi nurunla nurlandır, şefaatınla mükâfatlandır. Gelmiş, geçmiş erenlerin, evliyaların, bütün ağzı dualı salih kulların hürmetine, inanmış iman etmiş Ehlibeyt bendesi olarak ruhuna hayat ver ya Rabbim!
Ey yüce Allah’ım! Okuduğumuz bu duaları insanlık uğruna canını feda etmiş, Kerbela’dan bu güne kadar olan bütün şehitlerimizin ruhlarına bağışlıyoruz, sen huzuru makamında kabul eyle.
3’lerin, 5’lerin, 7’lerin, 12 İmamların, 14 Masumu Pakların, 17 Kemeri Bestlerin, 40’ların hürmetine ruhunu şad, mekânını cennet eyle! Rahman ve Rahim olan ismin Hakk’ı için kusurlarını affeyle, Rahmetinle de mükâfatlandır ya Rabbim! Yaptığımız bu duaları Hakk’a yürümüş bu canımızın ruhunada bağışlıyoruz, sen dergâhı izzetinde kabul eyle ya Rabbim! Gerçeğe hüü, mümine ya Ali” der.
Cenaze Namazı’nın (Erkânı’nın) Kılınması
Birinci tekbire başlamadan evvel, cenaze namazına nasıl durulur?
Erkekler, “Alla hu Ekber” derken, ellerini kulak hizasına kadar kaldırır ve göbekte sol el altta, sağ el üstte bağlanır, ayaklar mühürlü dâr’a durulur gibi durulur. Artık diğer tekbirlerde, ellerini açıp kulak hizasına götürmezler. Yalnız başlarını geriye hareket ederek “Alla hu Ekber” derler ve cenaze namazını kıldırana dikkat ederler.
Bacılar, “Alla hu Ekber” derken, ellerini omuz hizasına kadar kaldırırlar ve göğsünde Peyman’ca tutarlar. Onlar da artık ellerini açmazlar, tekbir getirirken başlarını geriye hareket ederler. Alevi inancında cenaze namazı duaları, Kur’an’daki ayetlerin tercümeleri ile beraber gülbank halinde sesli okunur. Cemaat bunlara, “Allah, Allah” diyerek veya “âmin” diyerek katılır. Cenaze namazı dört tekbir olarak kılınır. Bu cenaze namaz tarifi, genel olarak Balkan, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve orta Anadolu Alevilerinin ekseriyetle uyguladığı sistemdir.
Doğu ve Şark Alevileri cenaze Erkânına dururken, Allah’ı Ekber derken eller kulak hizasına kadar kaldırılmaz. Cemde dâr’a durur gibi ayaklar mühürlenir. Sağ el kalbin üzerine konur, sol el aşağı sarkıtılır. Baş öne eğik vaziyette dâr’a durulur. Bayanlar, ellerini direk Peyman’ca bağlarlar, ayaklar mühürlenir, aynen cemde olduğu gibi dâr’a dururlar.
Cenaze Erkânı Hakk’a yürüyen can için duadır. Duaya durmak, Hakk’ın huzuruna durmak demektir. Ayakta dâr vaziyeti almak, yüce Allah’a saygı göstermek anlamındadır. Onun için doğu Kızılbaş Alevileri, cenaze erkânında dâr’a dururlar.
- Birinci tekbir: Allah’ın birliğini tastık etmek ve ona inanıp iman ettiğimize şükür, senalar etmek.
- İkinci tekbir: Hz. Muhammed’in Peygamber’ligine iman etmek.
- Üçüncü tekbir: Ehli beyte salat ve selam edip dua etmek.
- Dördüncü tekbir: Meyyit için dua edilir.
Cenaze Erkânı duasına dururken evvela niyet edilir:
“Bismillahi’ Rahmanu’r-Rahim. Bismişah Allah, Allah. Er veya bacı niyetine, Yüce Allah için Salat’a, Hz. Muhammed ve onun soyu için salavata; Hakk’a yürüyen meyyit için durdum duaya, uydum 12 İmama.”
Birinci Tekbir
“Allah-u Ekber. Yüce Allah’ım! Seni hamd ve şükür ile zikrederim. Esirgeyen, bağışlayan sensin. Bu dinin sahibi de sensin. Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım isterim. Şan ve şerefin yücedir. Adın mübarektir. Âlemlerin Rabbi’sin. Sen kerem kânisin. Senden başka yüce yoktur. Sana şükür senalar olsun”.
İkinci Tekbir
Allah-u Ekber. Allahumme salli ala seyidine Muhammed ve ala Ali seyidine Muhammed. Kema salleyte ala İbrahim’e ve ala Ali İbrahim’e inneke hamidün mecit. Her türlü tanzim ve ihtiram, salavat ve dua, bütün iyilikler Allah’ı Teâlâ’ya mahsustur. Ey Nebi! (Hz. Muhammed) Sen Allah’ın kulu ve Resulüsün. Bütün âlemlere şefaat eden, ahir zaman Peygamberisin! Allah’ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Allah’ın rahmeti bizim üzerimize ve Salih kullarının da üzerine olsun. Sana inanıp iman ediyoruz”.
Üçüncü Tekbir
“Allah-u Ekber. Hak laa ilahe ilallah, Hak birsin Muhammed’in Resulullah, Ali ‘yün Veli–yullah, Ehli Beyti keremullah, şefaat kıl ya Resulullah! Ey yüce Allah’ım! Senin Kur’an da mübarek kıldığın, methi şahnesini yaptığın Ehli Beyti’ne salat ve selam olsun. Onların ruhlarını, ilahi nurunla nurlandır, şefaatinle mükâfatlandır. Dualarımızı, Ehli Beyt ‘in yüzü suyu hürmetine dergâhı izzetinle kabul eyle. Bizleri de Ehli Beyt ‘in katarından, didarından ayırma”.
Dördüncü Tekbir
“Allah-u Ekber. Yüce Tanrım! Bu Hakk’a yürüyen can, senin kulundur, Hz. Muhammed’in ümmetindir. Sen Rahman ve Rahim olan ismin hakkı için, bütün günahlarını bağışla, onu Salih kulların arasına al. Hz. İbrahim’in, Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin yüzü suyu hürmetine, ruhunu ilahi nurun ile nurlandır, şefaatinle mükâfatlandır. Ona Rahmet ve ihsanını artır ya Rabbim!”.
Tekbir’ler bittikten sonra, sağ tarafa, “Esselamu aleyke ya Allah’ın rahmetine varanlar” der, sağ elini aşağı sarkar. Döner sol tarafa, “Esselamu aleyke, ya kurtuluşa ermek için ibadet edenler” der, sol elini aşağı sarkar. Dâr vaziyetinde kılınan cenaze erkânında eller bağlı olmadığı için, sağ tarafa, sol tarafa yalnız başını çevirerek selam verilir. “Rızayı lillah için aramızda Hakk’a yürüyen bu canın ruhuna el Fatiha” der, Fatiha Suresini okur, el yüze sürülür. Cenaze namazı bitmiş olur.
Bu Fatiha Duasının Türkçe anlamı da şöyledir: Hamd, sena o Allah’a mahsustur. O âlemlerin rabbi’dir, esirgeyendir, bağışlayandır. Hesap gününün malikidir. Kulluğu yalnız sana ederiz, yardımı da yalnız senden bekleriz. Bizleri doğru yola ilet. Gazaba uğrayanların, sapıkların yoluna değil, sana iman edenlerin yoluna götür. Bizlere yanlışlık yaptırma.
Biz Aleviler ’de çoğunlukla mevta toprağa verilmeden önce mezar başında önü kıbleye çevrilerek, tabut toprağın üzerine konur bu dua verilir veya mevta mezara indirilirken. Dede veya hoca şöyle bir dua okur. Hakka yürüyen canlarımızı Alevi inancına göre dualarla toprağa verilir.
Tabut mezar başındayken veya mezara indirilirken verilen dua
“Bismi şah Allah, Allah! Ey yeri göğü yaratan yüce Tanrım! Topraktan halk ettin, yine toprakla birleşen, Hakk’tan gelip yine Hakk’a döneceksiniz emrini yerine getiren bu canımız, önünü sana çevirmiş, sana geliyor. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahlarını, Rahman ve Rahim olan ismin hakkı için bağışla. Hz. Muhammed’in şefaatinden mahrum etme. Ehli Beyt ‘in yüzü suyu hürmetine, cehennem narına, kabir azabına uğratma. 3’lerin, 5’lerin, 7’lerin, 12 İmamların, 14 Masumu Pakların, 17 Kemeri Bestlerin, 40’ların hürmetine kabrini nur, mekânını cennet eyle! Rahmetini ondan esirgeme! Dualarımızı, erenlerin, evliyaların hürmetine dergâhı izzetinle kabul eyle! Hakk’a yürüyen mevtanın ruhuna el Fatiha.” Fatiha okunur, el yüze sürülür. Ondan sonra mevta mezara indirilir.
Mevtaya Verilecek Telkin (nasihat)
Alevi inancında “Telkin”, yaşayan sağ insanlara verilir. Ölüye telkin verilmez. Telkin kelimesinin anlamı “Nasihat’tır”. Düşünün, ölüye nasihat verilir mi? Biz Aleviler, o nasihatı İkrar ve Görgü Erkânlarında yaşayan sağ insana yaparız. Fakat Osmanlı’dan bize aşılanan yanlışlıkları, bile bile yapıyoruz. Çünkü cahil insanlarımıza bunu anlatmak henüz imkânsız olduğu için, bunlar halk tarafından zorunlu olarak yaptırılıyor. Telkin verilirken, mevtaya annesinin ismi altında hitap edilir.
Örneğin: “Ey Fatma’dan doğma Mustafa!”
“Bismi Şah Allah, Allah! Âlâ Sünneti Resulullah! Ey…..?….. doğma …..?….. Dünya menzili fanidir, ahiret menzili bakidir. Yüce Tanrı’nın hükmü yürüdü, dünya günlerinin sonunda, ahiret günlerinin başındasın. Rabbin katında sana, Rabbini, Dinini, Peygamberini, Kitabını, Kıbleni, İmamını sorarlar. Yaşamında inandığın gibi, korkmadan serbestçe söyle ki Rabbim Allah’tır. Dinim İslam’dır. Peygamberim Hz. Muhammed’dir. Kitabım Kur’an’dır. Kıblem makamı İbrahim’dir. İmamım Hz. Ali’dir. Ehli Beyt ‘in bendesiyim. Onlara inandım. Onlara ikrar verdim. Allah’a hamd olsun. Onların soyuna salat ve selam olsun” der ve mezardan uzaklaşır.
Üç, yedi ve kırk hayır yemeklerinde, mezar ziyaretlerinde ve sene-i devriyelerde okunacak dualar ile Dâr’dan İndirme Erkânı, Erkânname kitabının “Beşinci Erkân” bölümünde yer almaktadır.
Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).
Alevilik üzerine diğer yazılar
İnanç ve erkân
- Alevilik Nedir? (ana sayfa)
- Kızılbaş Ne Demek? Kimlere Alevi Denir?
- Alevi İnancında Dört Kapı Kırk Makam
- İkrar Nedir, Kimden Kaldı?
- İslam ve Alevi İnancı
- İslam Kelimesinin Anlamı ve Tahribatı
- Alevi İnancında Kadının Yeri
- On Dört Masum-u Pak ve On Yedi Kemerbest
Cem ve erkânlar
- Cem Nedir? Cem Evi, Cem Kuralları ve On İki Hizmet
- Semah Nedir? Semah’ın Kutsallığı
- Musahiplik Nedir, Kimden Kaldı?
- Görgü Erkânı (Görgü Cemi)
- Alevilerde Nikâh Erkânı
- Düşkünlük Nedir?
Bayramlar, oruçlar ve kutsal günler
On İki İmam
- On İki İmam kimlerdir?
- Hz. Ali
- İmam Hasan
- İmam Hüseyin
- İmam Zeynel Abidin
- İmam Muhammed Bakır
- İmam Cafer-i Sadık
- İmam Musa-i Kâzım
- İmam Rıza
- İmam Muhammed Taki
- İmam Ali Naki
- İmam Hasan Askeri
- İmam Mehdi
Yedi Ulu Ozan
- Yedi Ulu Ozan kimlerdir?
- Seyyid Nesimi
- Şah İsmail Hatayi
- Fuzuli
- Yemini
- Virani
- Pir Sultan Abdal
- Kul Himmet
- Noksani Baba
Tarih: Ehlibeyt, Gadir Hum ve Kerbela
Kitaplar ve Avrupa’da Alevi örgütlenmesi
Deutsch: Alevitentum: Grundlagen, Glaube und zentrale Begriffe · Geschichte der Aleviten-Organisation in Deutschland
Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede
1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.