Alevilerde Nevruz: Anlamı ve Kutlamaları

Kısaca: Nevruz, 21 Mart’ta baharın gelişiyle kutlanan bayramdır. Seyit Derviş Tur Dede’ye göre Aleviler bu güne dinsel bir anlam da vermiştir: Nevruz, gece ile gündüzün eşitlendiği ve Hz. Ali’nin Kâbe’de doğduğu kutsal gün olarak anılır. Bu sayfada Alevilerde Nevruz’un anlamı, Toroslardaki Türkmen Alevilerin Nevruz kutlamaları ve Nevruz nefesleri yer almaktadır.

Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?

Alevilerde Nevruz

Alevilik bir soy, bir ırk olmadığı için, çeşitli soylardan, çeşitli ırklardan, Alevi inancı altında toplanan insanlar topluluğunun geçmişe dayalı böyle bir derdi, hırsı yoktur. Onlar inancı gereği her kültürün, insanlığa iyi hizmet edecek taraflarını almışlar. Başka kültürlerden alınan töreler veya adetler, Alevi felsefesi süzgecinden geçirilerek, kötü ve insanlığa zararlı tarafları atılır, insanlığa faydalı şekle getirilerek kullanılır.

Nevruz Bayramı’nı biz Aleviler, her ne kadar doğanın canlandığı gün, kış sıkıntılarını geride bırakan, baharın başladığını müjdeleyen bayram olduğunu kabul ediyorsak da. Yine de diğer toplumlardan farklı olarak dinsel bir inanç görünümü vermişiz. İnsanlığa faydalı mesajlar verecek bir özelliğe kavuşturmuşuz. Aleviliğin diğer inançlardan farklı özelliği de işte budur.

  • Güneşin Koç burcuna girdiği gündür.
  • Tanrı’nın evreni yarattığı kutsal gündür.
  • Gece ile gündüzün eşitlendiği gündür.
  • İbrahim Peygamberin Kâbe’yi yaptığı gündür.
  • Hz. Ali’nin Kâbe’nin içinde doğduğu kutsal gündür.
  • Hz. Muhammed’in Gadir humm hutbesinde Hz. Ali’yi kendisine vasi ve varisi tayin ettiği gün.

Tarih kitaplarına göre Hz. Ali’nin doğumu

Hz Muhammed, babasının ölümünden sonra, amcası Ebu Talib’i baba yerine eşi Fatima’yı da anne yerine koyarak onlara saygıdan kusur etmemeye çalışırdı. Hz. Muhammed, bir gün yengesi Fatima’nın rahatsız olduğunu görür. Ey anne sende bir rahatsızlık görüyorum, durum nasıl? Ey oğul, beş, altı senedir doğum yapmadım, şimdi hamileyim de rahatsızlığım ondandır.

Hz. Muhammed! Anne bebek oğlan olursa bana bağışlarmışsın? Anne! Doğacak bebek oğlan olursa sana nezreyleyeceğim (himaye etmek). Hz. Muhammed, doğacak bebeğin Dünya’ya sağ, selim gelmesi için Tanrı’ya dua eder.

Hz. Fatima bint-i Esed, ilkbahar mevsiminin birinci günü Kâbe’yi tavaf ediyordu. Cümle Beni Haşim’de orada Kâbe’nin etrafında tavaf için dolanıyorlardı. Fatima binti Esed ’in sancısı tutar, dışarda dolanmaya mecali kalmaz. O anda bütün milletin gözü önünde Kâbe’nin kapısı kendiliğinde açılır, Fatima Kâbe’den içeri girer. Kapı tekrar hemen kendiliğinden kapanır. İçeri giren Fatima! “Yarap, bana velâdeti âsân kıl,” diye dua eder. Türkçesi, (Yarap bana yardım et), şeklinde dua ederken Hz. Ali dünya’ya gelir.

Dışarıda bekleyenlerin içinde Hz. Ali’nin nuru, Hz. Muhammed’e ayan olur. Kâbe’nin kapısı kendiliğinden açılır, Ebu Talip ile Hz. Muhammed içeri girmek isterlerken, Hz. Fatima bebek kucağında Kâbe’den çıkar. Kapı tekrar kendiliğinden kapanır. Ebu Talip, Fatima’yı, Hz. Muhammed’de bebeği hırkasına sarar, kucağına alır evlerine giderler. Evde Ebu Talip, bebeğin ismi Haşim olsun der. Annesi Fatima’da bebeğin ismini Esad koymak ister. O zaman Hz. Muhammed, amca Allah bu bebeğin adını Ali koymamızı istiyor der, onlarda kabul ederler. Böylece bebeğe Ali ismi verilir.

Hz. Meryem yaşamı boyunca Beytül Mukaddes’e hizmet ederken, doğumu yaklaşıp sancısı tuttuğu zaman Allah, Beytül Mukaddes’i terk edip doğuya doğru gitmesini emretti. Hz. İsa’nın dahi Beytül Mukaddes’te doğmasına Allah müsaade etmedi. Hz. Ali’nin anası dışarıda iken, Allah Mescidi Haram’ın kapısını açar Fatima’yı içeriye çeker ve kapı kendiliğinden kitlenir. Hz. Ali’den başka hiçbir kimse böyle kutsal bir mekânda doğmamıştır. Onun için Nevruz bayramı Aleviler için kutsal bir özellik taşır. Görülüyor ki Aleviler, 21 Mart Nevruz gününü, insanlık için yararlı bir görünümle iyiliklerle, güzelliklerle donatıp, topluma sunmuşlar.

Bu kutsal düşüncelerin kaynağı, Ehli Beyt inancından gelen “eline, diline, beline” sahip olmak ilkeleridir. O büyük insan Hz. Ali ki, Hz. Muhammed’in bahçesinde, onunla birlikte yetişmiş, ilim irfan incisidir. İnsani kâmillerin eşsiz sultanıdır. Hz. Ali’yi anlamak için, Mevlana Hazretlerinin, “Divanı Kebir’den Seçme Şiirler”, Milli Eğitim Basımevi, 1965, cilt 1, sayfa 4 ve 5’te “Nati Ali” şiirini okuyun, Ali’yi nasıl tanıttığını görün. Bakın o yüce Veli ne diyor: “Dört şey vardır ki, devam ettikçe, din ve dünya dimdik ayakta duracaktır:”

  • Zenginler, kendilerine verilen varlık ile cimrilik etmedikçe.
  • Âlimler, öğrendikleri ve bildikleri ilme amel ettikçe.
  • Cahiller, bilmedikleri halde, bilginlik taslamadıkça.
  • Fakirler de, ahiretlerini dünyalarına satmadığı müddetçe, din ve dünya ayakta durur.

Hz. Ali’nin güzel sözleri: “İlim mirasın hayırlısıdır. Edep sanatın hayırlısıdır. Takva azığın hayırlısıdır. İbadet sermayenin hayırlısıdır. İyi ahlak yakın dostun hayırlısıdır. İyi amel yardımcının hayırlısıdır.”

İşte bu eşsiz insan, o engin tevazu sahibi, bu üstün vasıfları ile Alevi inancında özgürlüğün, barışın, kardeşliğin, sevginin, sevmenin meşalesini yakmıştır. Onun için biz Aleviler hep iyiden, güzelden, adaletten, yana olmuşuzdur.

Toroslarda Türkmen Alevilerin Nevruz Kutlamaları

Bu konumda Toroslarda yaşayan Türkmen Alevilerini örnek olarak vereceğim. Toroslar, orta yerde. Doğudan batıya bir geçit mekânıdır. Konar Göçer Türkmenler; Toroslardan geçer. karlı dağlarında, boz Ardıçlı yaylalardan, koyunlarını, keçilerini, develerini otlatmışlar. Onun için Toros yaylalarında yaşayan Türkmen Alevilerin, Nevruz’u nasıl kutladıklarına bir göz atalım.

Sultan Nevruz Hz Ali’nin doğum günü olmakla beraber, ilkbaharın da ilk günleridir. Kışın miskinliğinde sıyrılıp, baharın güzelliklerine kavuşma bayramıdır. İnsanlar bayramlık elbiselerini giyerler. susamlı, pekmezli çekme çöreklerini yaparlar. Buğdayını, fıstığını kavurga yapar, mısırını patlatırlar. Sandığında sakladığı elmasını, portakalını, narını heybesine koyar. Varsa., kurbanlık horozlarını, kuzularını alırlar. Her köyde ibadet erkânını yürüten bir Pir ve ya bir Dede Baba vardır. Hep birlikte Atına eşeğine ve ya traktörüne binerler, en yakın niyetlendikleri yatır’a giderler.

Ziyaret mekânına vardıklarında evvela yüklerini indirirler. Çevrenin temizliğini yaparlar. Sıra ile üzerine geldikleri yatırı ziyaret edilmesi başlar. Evvela Dede ve ya Pir ziyaretin giriş kapısının yan eşiğine, Allah, Muhammed, ya Ali diyerek niyaz eder, içeriye girer, yatırın sağ başucunda dize gelerek edep erkân olur. Beraber gelen diğer insanlar da aynı şekilde niyaz eder ve diz üzere sürünerek yatıra gelir niyazlarını yaparlar. İçeriye giren herkes dizde edep erkân olarak otururlar.

Dede, bu veya buna benzer bir dua okur:

Bismişah Allah, Allah! Allahumme salli ala Seyyidine Muhammed ve ala Ali Seyyidine Muhammed: Lâ ilahe illâllah Hak birdir Muhammed’den Resulullah, Ali‘yün Veli’yullah, Mürşit’i Kâmil’lüllah. şefaat kıl ya Resullullah.! Ey bütün kâinatı yaratan yüce Allah’ım! Âdem’i Safuyullah, Nuh’u Naciyullah, İbrahim’i Halilullah, İsmail’i teslimullah, Musa’yı Kelamullah, İsa’yı Ruhullah, Muhammed’i Habibullah, Ali‘yel Veli’yullah Yüzü suyu hürmetine kabir ziyaretimizi hayırlara vesile eyle.

Yüce Allah’ım! 3’ler’in, 5’ler’in, 7’lerin, 12 İmamların 14 Masumu Pakların, 17’ Kemeri Bestlerin, 40’ların yüzü suyu hürmetine, gelmiş geçmiş merhumların ruhlarını ilahi nurunla nurlandır, şefaatinle mükâfatlandır ya Rabbim! Bura da yatan bütün Hakk’a yürümüş merhumlarımızı, Hz. Muhammed’in şefaatından mahrum etme. Hakk’a yürümüş geçmişlerimizin ruhlarını sevgin ile donat, cennet cemalin ile şereflendir. Bütün kâinata hükmeden yüce Allah’ım! Burada yatan bütün merhumlarımızı cehennem ateşine, kabir azabına uğratma! Ruhlarını şad eyle, mekânlarını cennet eyle ya Rabbim!

Ey yüce Allah’ım! Yapmış olduğumuz duaları, yedirdiğimiz lokmaları, burada yatan merhumlarımızın ruhlarına bağışlıyoruz, sen dergâhı izzetinle kabul eyle! Kabirleri nur, mekânları cennet olsun. Bizler de bu halle hâllendiyimiz zaman temiz bir emel ile huzuruna çıkmayı nasip eyle! Rahman ve Rahim olan ismin Hakk’ı için, bilerek ve ya bilmeyerek yapmış olduğumuz günahlarımızı af eyle! Gökten hayırlı rahmetini, yerden hayırlı bereketini bizden esirgeme.

Hiçbir kimseyi açlıkla terbiye eyleme. Elimizle, dilimizle, belimizle yaptığımız günahlarımıza tövbe ediyoruz! Ehli Beyt hürmetine, tövbelerimizi ve dualarımızı dergâhı izzetinle kabul eyle. Erenlerin, Evliyaların, Veli’lerin Nebi’lerin yüzü suyu hürmetine, bizleri doğruluktan, doğru yoldan ayırma. Yolumuzu yolsuza, işimizi haksıza uğratma. Bütün dünya insanlarını kardeşlik ortamı içerisinde, dostça yaşamasını nasip eyle, yüce Allah’ım!

Bir gün nefsimize uyup da insanlığa zarar vermeye kalktığımız zaman, sen, bizim o kötü nefsimize fırsat verme ya Rabbim! Nübüvveti Muhammed, Velayeti Ali, Evliyalar keremine, gerçeklerin demine, gönül birliği ile cem dirliği ile gerçeğe Hüü. Varalım Hak için secdeye. Bütün cemaat secdeye iner.

Dede, İnsanlar secdedeyken böyle bir dua okur.

Bismi Şah Allah, Allah. Geldiğiniz yolda, durduğunuz darda, secde ettiğiniz er meydanında, yüce Allah emeklerinizi boşa vermesin! Her ne arzu isteğiniz varsa, yüce Allah, dilden dileğinizi, gönülden muradınızı versin. Muratlarınız hasıl ola, ocağınız şen, kısmetiniz gür ola, bütün günahlarımız af ola. Her iki cihanda yüzünüz ak, gönlünüz pak ola. Hak Muhammed Ali yardımcımız ola. Nuri Nebi, keremi Ali, gülbangi Hacı Bektaş’ı Veli. Gerçeğe Hüü Mümine ya Ali, yatan şehitler uyansın der milleti secde den kaldırır.

Bu bir seçdelik ibadetten sonra, herkes kendi Ailesinden olan mezarları varsa onları ziyaret ederler. Sonra evlerinde getirmiş oldukları lokmaları, çörekleri, börekleri getirir lokma dâr’ına dururlar. Dede onlara bir lokma duası verir. Ondan sonra o lokmaları eşit şekilde oradaki insanlara dağıtırlar ve orada yerler. Sonra çevreyi temizlerler. Bozulmuş mezarlar varsa onları tamir ederler. İşleri bitince, bir meydanda veya bir harman yerinde Mengiler oynanır. Halaylar çekilir. Nevruz Bayramı kutlanır.

Akşam olunca kesilen horozlar, hazırlanan lokmalar ile cem evinin yolunu tutarlar. Ortaklaşa aldıkları veya şahsen kestikleri kurbanları, saçlarda çekilen çörekler ile birlikte Cem Evi’ne götürürler. Eskiden Nevruz Cemlerine genellikle ikrarı alınmış, musahip’li, aşinalı çiftler katılırmış. Şimdi bu zaman da El almış, baş okutmuş, ikrarı alınmış gençler ve çocuklarda katılıyorlar.

Cem ibadeti başlamadan önce, Dede veya Mürebbi! Her kim cemi yürütecekse, evvela dargın, küskün olanları barıştırırlar. Cem’e katılan herkes birbirinde razılık aldıktan sonra Cem ibadeti başlar. Eyer barışmayan olursa veya razılık vermeyen biri olursa, cem daha başlamadan, cem evinde çıkartılır. Cem ibadeti ondan sonra başlatılır.

İşte ben: Toros Türkmen Alevilerini bir örnek olarak verdim. Genelde Aleviler Nevruz Bayram’ını ibadet ile kutlarlar. Bu fakir Kemter Derviş, Nevruz Bayram’ını bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ederim. İnsanların dostluk ortamı içerisinde kardeşçe yaşamalarını dilerim.

Nevruz nefesleri

Üsküdarlı Seyit Haşim Baba torunlarından Yusuf Fahir Babanın, Hz. Ali’nin doğduğu gününü anlatan manzumesini yazmamak bir eksiklik olur kana atındayım.

Şahi Merdan, Şirri Yezdan Mürteza doğdu bugün,
Pişva-yi Evliya vü esfiya doğdu bugün,
Fatima binti Esed’dir ol Veli’nin Anne’si,
Haşim’i Gül zarının Nergis koncası doğdu bugün

Ol asalet membaı cismi kâmile
Çün Ebu Talip’ten oldu hamile
Geçti aylar, günler vakit geldi ta
Doğdu böyle bir mübarek günde Şah

Öyle bir gün doğdu ol Nevruz idi
Öyle ki bir yevmi nur efruz idi
Başka bir gün olmaz ol yevme eş
Burc-u hamle girdi ol günde güneş

Kâinata nur saçıp feyzi eyledi bahar
Nev hayata girdi her yer cümle var
Doğdu Beytullah’da ol Şah’i Necef
Kimseye nasip değildir böyle bir şeref

Bendegahı Ehli Beyti Mustafa
Böyle günde eylesin zevki sefa
Sayesinde kâinat buldu hayat
Bu gün şükür etsin ümmeti Muhammed

Hz. Ali’nin dostlarına selamlar olsun. Tekrar bizleri yeni bir Nevruz gününe kavuşturacak Allah’a bin şükürler olsun.

Gelin ey kardeşler seyran edelim
Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir
Bu zevkle münkiri hayran edelim
Ali’nin doğduğu bu kutsal günde

Çerağlar uyansın kurulsun cemler
Gülbenkler çekilsin sürülsün demler
Tevhide gelsinler cümle erenler
Ali’nin doğduğu bu kutsal günde

Nerdedir sakiler sunsunlar bâde
Gönüller zevk ile olsun küşade
Hamd olsun eriştik biz de murada
Ali’nin doğduğu bu kutsal günde

Bakın bu meydana süslenmiş güller
Açılmış goncalar lâle sünbüller
Dua’ya başlamış aşkla bülbüller
Ali’nin doğduğu bu kutsal günde

Geldi Sultan Nevruz kalmadı elem
Semâda Melekler cümlesi hürrem
Erenler lütfedip eyledi kerem
Ali’nin doğduğu bu kutsal günde

Hüsnü Baba eyler candan niyazı
İçimize sığmaz elin yobazı
Okunsun nefesler, çalsınlar sazı
Ali’nin doğduğu bu kutsal günde

Erler geldi bize mihman olarak
Nevruz bayramını kutlamak için
Şahın meydanında erkân kurarak
Nevruz bayramını kutlamak için

Bir yere cem oldu ehli muhabbet
Hü deyip dem sürdü bunlar akibet
Sakiler sundular cem de muhabbet
Nevruz bayramını kutlamak için

Bugün mevcudat ta gül güle düştü
Çemenzar zeminden taşraya göçtü
Bülbüller şevkile güllere uçtu
Nevruz bayramını kutlamak için

Bu gündür mevlüdü Şahı Velâyet
Bugün izhar oldu nur’u mübüvvet
Bugün müminler eyledi hürmet
Nevruz bayramını kutlamak için

Gösterdi ruyini burcu hamelden
Şems’i burcu sefahoş oldu o andan
Yaz eyyamı nişan verdi bahardan
Nevruz bayramını kutlamak için

Kâinat zevkile neşeyle sefaya daldı
Münkür münafikler hayrette kaldı
Raksederek şia semaha kalktı
Nevruz bayramını kutlamak için

Teberra ehline ederek lânet
Mühibban pür neşe olmuşlar sermest
Hüsnü’ye bir dolu ettiler himmet
Nevruz bayramını kutlamak için

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).

Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede

1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.

Biyografi · Basında ve akademide · Videolar · İletişim