Kul Himmet Kimdir? Hayatı ve Deyişleri

Kısaca: Kul Himmet, 16. yüzyılın ikinci yarısında Tokat Almus’a bağlı Varzıl (Görümlü) köyünde yaşadığı sanılan, Pir Sultan Abdal’ın çağdaşı ve Alevi geleneğinde Yedi Ulu Ozan’dan biri sayılan halk ozanıdır. Düvazdeh imamları ve öğretici nefesleri bugün de Alevi köylerinde ve cemlerde coşkuyla okunur. Bu sayfada Seyit Derviş Tur Dede’nin anlatımıyla hayatı ve deyişleri yer almaktadır.

Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?

Kul Himmet Kimdir?

Büyük halk ozanı Kul Himmet, Alevilerde yedi ulu ozanlardan biridir. Kul Himmet’in yaşantısı hakkında belgelere dayalı ayrıntılı bir bilgiye sahip değiliz. Tokat’ın Almus İlçesi’ne bağlı Varzıl, (Görümlü) köyünde doğduğu ve 16. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı sanılmaktadır. Mezarı aynı köyde ve aynı köyde onun soyundan gelenlerin olduğu söyleniyor. Kul Himmet’in, Pir Sultan Abdal’ın çağdaşı olduğu, onun etkisinde kaldığı söylenmektedir.

Şiirlerinde ve beyitlerinde, Hacı Bektaş Veli dergâhına ve onun ilkelerine (inancına) bağlı olduğunu net bir şekilde anlatmaktadır. Deyişleri, Alevi yolunu öğretici nitelikte bulunduğu göz önünde tutulursa, Pir Sultan Abdal gibi, Kul Himmet’te Kalender Çelebi ile yakın işbirliği yapmış söylentileri, gerçek olduğu söylenebilir.

“Kul Himmet Üstadım” Mahlası

Kul Himmet’in ünü kendisi hayatta iken her tarafa yayıldığından, birçok şairin yazdığı şiirler, Kul Himmet’in yazdığı şiir ile karşılaştırdığımız zaman, vezin ve üslupta kendini fark ettiriyorlar. Hacı Bektaş dergâhında postnişin olan Feyzullah Çelebi, Abdül Kadir Çelebi’nin oğlu 1711- 1759 yılları arasında yaşamış olan Hacı Feyzullah Çelebi’dir. Kul Himmet üstadım mahlası ile şiir yazan bu ozanın 18. yüzyılda yaşadığı bilinmektedir. Hâlbuki ki burada yaşamını anlatmaya çalıştığımız asil Kul Himmet’in 16. yüzyılda yaşadığı, deyişlerindeki dil özelliği de bunu doğrulamaktadır.

Bu itibarla, Kul Himmet Üstadım mahlası nasıl ifade edilirse edilsin, 16. yüzyılda yaşayan Kul Himmet’i üstat kabul eden bir şaire ait olduğu düşünülebilir. Ancak şimdiye kadar bunu doğrulayan bir belgeye rastlanmamıştır. Üstelik bu birçok şiirlerde üslup ve içerik tarafından uyum farkı görülmemektedir. Hacı Bektaş Veli sevgisi, ehlibeyt ve Hz. Ali sevgisi, on iki İmamlara bağlılığının öğretici nitelikte yer aldığı bu beyitlerin tümünün en azından kesin belgeler niteliğinde kabul etmek gerekir. Edebiyat tarihimizde her büyük şairimiz, ozanımız taklit edilmiştir. Zamanla şiirler birbirine karışmış, ayırt edilmesi de imkânsız denecek kadar güçtür.

Kul Himmet’in Safavi Devleti’nin kurucusu Şah İsmail’in oğlu Tahmasb’a bağlılığı söylenmektedir. Kul Himmet, gerek dil bilgisi, gerekse ozanlık yeteneği bakımında büyük bir şairdir. Deyişleri hemen her alevi köyünde ve ibadetlerinde coşkuyla söylenmektedir.

Kul Himmet’in dua anlamında Alevi inancını etkileyen beyitleri ve bu beyitleriyle, şiirleriyle vermiş olduğu hizmet, yaşamından veremediği kadar devam etmiştir. Alevi inancı yaşadıkça da devam edecektir.

Kul Himmet’in Deyişleri

Mürşide varmadan yoktur çaresi

Lokman hekim merhem çalsa yarama
Mürşide varmadan yoktur çaresi
Günde varsam gelsem Şah’ı kereme
Mürşide varmadan yoktur çaresi

Varayım ben Hak Muhammed Ali’ye
Biz ’de hizmet ettik biz ’den uluya
İnsem niyaz etsem Kızıl Deliye
Mürşide varmadan yoktur çaresi

Doksan bin hacıyla Kâbe’ye varsam
Server Muhammed’in nurunu görsem
Muhammed’in tülbendini yıkasam
Mürşide varmadan yoktur çaresi

Yetmiş deve ile Kâbe’den gelsem
Amentü okusam abdestim alsam
Ulu camilerde beş vakti kılsam
Mürşide varmadan yoktur çaresi

İsmail’e inen koçu getirsem
Cebrail’e her eksiğin bitirsem
Selman gibi Ali’nin devesin gütsem
Mürşide varmadan yoktur çaresi

Arafat’ta kurban kessem yedirsem
Hac kurbanı kabul oldu dedirtsem
Pir aşkına su doldursam su versem
Mürşide varmadan yoktur çaresi

Turab olsam toprak olsam yol olsam
Çiğnensem de hal evinden hal olsam
Hacı Bektaş eşiğine kul olsam
Mürşide varmadan yoktur çaresi

Kul Himmet’im eyler hüü Allah
Dikildim dârına Allah eyvallah
Çağrışır talipler Hüü Allah, Allah
Mürşide varmadan yoktur çaresi

Fatiha Suresi içinde Düvazdeh İmam

Bismillah nuru Huda hakkı için
Kalma günahlara elaman Mürvet
Elhamdülillah, didar hakkı için
Kalma günahlara elaman Mürvet

Rabbil âlemin Ali ’yel Murtaza
Er rahmanı rahim çektirme ceza
İmam Hasan, şah Hüseyin lütfeyle bize
Kalma günahlara elaman Mürvet

Maliki Yevmeddin ’de ilmi mi buldum
İmam Zeynel’den bir himmet aldım
Bakır’ı Cafer’e tevella kıldım
Kalma günahlara elaman Mürvet

İyyake nabudu Musa’yı Kazım
İyyake nestain benim niyazım
İmam Rıza’ya doğrudur özüm
Kalma günahlara elaman Mürvet

İhdinas sıratel müstakim Taki
Sıratellezine Ali ‘yel el Naki
Yerin göğün arşın kürsün direği
Kalma günahlara elaman Mürvet

Enamte aleyhim geçmeden yetiş
Ecel şerbetini içmeden yetiş
Askeri gam gusa basmadan yetiş
Kalma günahlara elaman Mürvet

Gayrıl mağdubi aleyhim bir ismi Şah’a
Veleddalin âmin ver Mehdi maha
Bizlerde varınca ulu dergâha
Kalma günahlara elaman Mürvet

On dört masumu pak, on iki nazır
Üçler, beşler, kırklar, yediler hazır
Kul Himmet’im der ki bizdedir kusur
Kalma günahlara elaman Mürvet

Veli Baba’nın Fatiha Suresi yorumu

Kitapta bu bölümde Veli Baba’nın Fatiha Suresini beyit olarak yorumlayışı da yer alır:

Elhamdülillah bulduk Huda’yı
Rabbil âlemisin olduk gedahi
Errahmanir rahim verdik nidayı
Maliki yevmeddin olduk âleme

İyyake nabbudu gözümün nuru
İyyake nestein verdik ikrarı
İhdinas sıratel müstakim yarı
Sıratellezine çaldık kalemi

Enamte aleyhim dedim ya Ali
Gayrıl mağdubi aleyhim’e beli
Veleddalin dedik kaldırdık eli
Gözüm dost yolunda durduk selama

Fatiha Süresi indi şanına
Ezelden kurbandır canım canına
Kimseler ermedi sırrı kânına
İsmini derz ettim “elif lam mim”

Fatiha Süresin veçhin okudum
İsmin zikretmeyen kula kakıdım
Şükür olsun metahım kumaş dokudum
İhsan eyle kapıdaki kuluna

Şükür olsun bir membadan yarattın
Bir ervahtan ervahıma nur kattın
Meleklere hamurumu yoğurttun
Aşıklık defterin sundun elime

Velim eydür Hak’tan aldım dersimi
Muhabbet çekici yaptı örsümü
Okuduğum ayet bilmem Farsi’mi
Hakk’ın bir kelamı geldi dilime

Günahkârım günahımı bağışla

Sevdiğim Allah bir Muhammed ya Ali
Günahkârım günahımı bağışla
Pir’im Hünkâr Hacı Bektaş’ı Veli
Günahkârım günahımı bağışla

Fatma anayı ümmüşah bildim
Ağladıkça çeşmim yaşını sildim
Günahkârım sana Mürvet’e geldim
Günahkârım günahımı bağışla

İmam Hasan ile çok yedim içtim
İmam Hüseyin’e derdimi açtım
İmam Zeynal, Bakır, Cafer’e düştüm
Günahkârım günahımı bağışla

Kazım Musa Rıza dahi nerdedir
Taki Naki Şah Askeri ordadır
Mehdi mağarada Mansur dârdadır
Günahkârım günahımı bağışla

Kul Himmet üstadım söyler ezelden
Mevlam muradımı vere tez elden
Sana cömert derler ezel ezelden
Günahkârım günahımı bağışla

On iki İmam seher vakti gel yetiş

Gece gündüz intizarım Pir’ime
On iki İmam seher vakti gel yetiş
Kanım kaynar Ehli beytin yoluna
On iki İmam seher vakti gel yetiş

Kimin umudu var kimin akçası
Kimi şalvar giyer yoktur bohçası
Bu garip gönlümün bağı bahçesi
On iki İmam seher vakti gel yetiş

Bizi ilettiler Mansur dârına
İman ikrar getir derler Pirine
Lanet olsun şol Yezidin canına
On iki İmam seher vakti gel yetiş

Tavus kuşu cevlan kurar bu demde
Çekmişler Mansur’u dâra meydanda
Nice sefillerin boynu urganda
On iki İmam seher vakti gel yetiş

Kul Himmet der Kulhüvallahü ahad
Cesedimde can kalmadı artık bu saat
Dünü günü virdimdir Ali, Muhammed
On iki İmam seher vakti gel yetiş

… özde Ali var

Aç özünü gafil seyret cihanı
Batında zahirde özde Ali var
Bana inanmazsan oku Kur’anı
Ayette sürede cüzde Ali var

Bir sevdaya düştüm yandım ha yandım
Dost elinde bade içtimde kandım
Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Dört mevsimde bahar yazda Ali var

Yaratan kusursuz kusurlar kulda
İbret var arının yaptığı balda
Eren evliyanın gittiği yolda
Hedefde menzilde izde Ali var

Perdenin mızraba mızrabın tele
Dikenin yaprağa yaprağın güle
Leylanın Mecnuna Mecnunun çöle
Yaptığı edada nazda Ali var

Velayete yoldaş erenler erler
Sözümü anlamaz Köroğlu körler
Bize bunun için Alevi derler
Bizde falan filan yoktur, bizde Ali var

Mihman kardaş safa geldin merhaba

Yine mihman gördüm gönlüm şâd oldu
Mihman kardaş safa geldin merhaba
Kalktı gam gasavet bahar yaz oldu
Mihman kardaş safa geldin merhaba

Dileğim Mevla’dan misafir gele
Yavan yakşi demen yüzümüz güle
Büyük küçük onu hep Hızır bile
Mihman kardaş safa geldin merhaba

Hak zulüm ettiğine mihman göndermez
Çağırır çabalar ektiği bitmez
Bu yola gidenler menzile yetmez
Mihman kardaş safa geldin merhaba

Mihman dedikleri gayet uludur
Mihman ev sahibinin gonca gülüdür
Mihmanımız Hak Muhammed Ali’dir
Mihman kardaş safa geldin merhaba

Kul Himmet üstadım tuttuğum gele
Mihman nasibini birlikte getire
Misafir Ali’dir öz nefsin dile
Mihman kardaş safa geldin merhaba

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).

Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede

1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.

Biyografi · Basında ve akademide · Videolar · İletişim