Kısaca: İmam Hasan Askeri, On İki İmam’ın on birincisi ve İmam Ali Naki’nin oğludur. Samarra’daki askerî mahallede (Askeriye) gözetim altında yaşadığı için “Askeri” lakabıyla anılır. Altı yıllık imamlığı boyunca defalarca zindana atılmış, 28 yaşında zehirlenerek şehit edilmiştir. Tek oğlu On İkinci İmam Mehdi’dir.
Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?
İçindekiler
İmam Hasan Askeri Kimdir?
| Doğumu | H. 232 / M. 854 |
| Şehit edilmesi | H. 260 / M. 882, Samarra |
| Yaşı | 28 |
| Babası | İmam Ali Naki |
| Annesi | Susan |
| Eşi | Nergis |
İmam Ali’yül El- Naki şehit edildikten sonra Miladi tarih 876 yılında, 22 yaşındayken İmamet makamına geçer. Irak, Samarra’da Askeriye adında bir mahallede oturduğu için, Askeri lakabıyla anılır. İmamın diğer lakapları, Zekiyy ve Naki’dir. Künyesi Ebu Muhammed’dir.
İmam Hasan’ül Askeri’nin ömrü yirmi sekiz yıldır. Tek evlat ve vasisi varlığının nuru, on ikinci İmam Hüccet el Mehdi’dir. Bu on birinci İmam! Hasan’ül Asker’i yaşamı boyunca altı Abbasi Halifesini görmüştür:
- Halife Mütevekkil
- Halife Muntasır
- Halife Mustain
- Halife Mutezz
- Halife Muhtedi
- Halife Mutemid
22 yaşında İmamlık makamına gelen, İmam Hasan’ül Askeri, babasından sonra İmamet süresi altı yıl sürmüştür. Bu altı yıllık İmamlık süresinde, Halife Mutezz, Halife Muhtedi, Halife Mutemidin zamanında İmamlığını sürdürmüştür.
Mu’tez ve Mühtedi Dönemlerinde Baskı
Mutezzi’nin halifelik devrinde, İmam Hasan’ül Askeri’nin yakın dostlarına inanılmaz baskı ve zulüm uygulanıyordu. Öyleki, Cafer’i Tayyar ve Akil bin Ebu Talip soyundan gelen yetmişi aşkın kişiyi esir olarak Samara’ya getirtir. Bunları zindanlarda işkenceyle öldürtür. Bazıları bu durumu İmam’a şikâyet ederler. İmam’ın bunlara cevabı! “Üç gün sonra bu zalimden kurtulacaksınız: Sarayda Kendilerine zulüm edilen askeri kumandanlar başkaldırırlar. Halifeyi yakalar ebedi çıkamayacağı bir zindana hapis ederler ve orada ölür.
Mutezz’in ölümünden sonra halifelik makamına Muhtedi geçer. Muhtedi çok sinsice hareket eden biri. Sarayda yalakacı yağcı, dalkavuk şarkıcı, dansöz gibilerini saray’dan uzaklaştırır. İçkinin saray’a girmesini yasaklar. Köle ve Arap olmayanları öldürmeye başlar. Binlerce kişileri zindanlarda işkenceyle öldürttürür. Ancak bir süre sonra İmam Hasan’ül Askeri’yi de zindana atar. Hat’ta öldürmek ister. Amma,yüce Allah ona bu fırsatı vermez. Hemen o günlerde Türk orduları tarafından öldürülür.
Halife Mu’temid, Zindan Yılları ve Huysuz Katır
Onun yerine Mutemid’in Halifelik tahtına oturur. Mutemid’inde diğer Abbasi Halifeleri gibi zalim ve Ehlibeyt düşmanıydı. Mutemid’in, yönetimi zamanında tarihçiler yarım milyondan fazla Ehlibeyt taraftarları öldürüldüğünü yazarlar. İmam Hasan’ül Askeri’yi Salih bin Vasıf zindanına gönderir. Zindanda olan en zalim iki kişiyi İmam’a eziyet etmeleri için görevlendirir. Fakat bu adamlar, İmamın gündüz oruç tuttuğunu, gecede ibadet yaptığını görünce vicdanları sızılar, İmam’a işkence yapmazlar.
İmam’ı, ikinci sefer Cellat ruhlu olan Nihrir’in zindanına gönderir. Nihrir aldığı emre göre İmam’ı yırtıcı hayvanlara parçalatacak. Bir zaman sonra zindancı Nihrir, İmam’ı Yırtıcı hayvanların olduğu yere kor ve kapıyı kitler. Bir kaç saat sonra gelir, bir bakar ki, imam ortada ibadet ediyor, yırtıcı hayvanlarda onu seyrediyorlar. Kapının açıldığını duyan İmam Hasan’ül Asker’i, ayağa kalkar hayvanların başlarını okşayarak dışarı çıkar.
Zindancı bu durumu Halife Mutemedine bildirir. Bunu duyan halife İmam’ın zindandan çıkmasını emreder. İmam’ın zindandan çıkmasını istemeyen bir takım Ehlibeyt düşmanları, bu duruma pekte memnun olmazlar. Nasıl bir tuzak hazırlayacaklarını düşünürken, akıllarına halife’nin sakar, huysuz katırı gelir. Öğleki bu katır efendisinden başka hiçbir kişiyi sırtına bindirmez. Kaç kişi sırtına binmek istemişse, çelik gibi sert tekmeleriyle öldürmüş. İşte bu hainler bu huysuz katırdan faydalanmak isterler.
Bunu düşünen hainler, bir vesile ile halife’ye, İmam Hasan’ül Askeri’yi bu katıra bindirmesini isterler. Halife yapılan bu hain planı uygun görür ve İmam Hasan’ül Askeri’yi saraya çağırtarak, en sevdiği katırını ona hediye etmek istediğini söyler. İmam bu işin altında bir oyunun olduğunu bilerek kabul eder. O huysuz hayvan, İmam’ın yanına gelince mazlum, sakin bir hâl alır. İmam, katıra biner hayli gezinir sonrada halifenin yanına gelir ve Halife’ye sorar! Şimdi sen hakikaten bu katırı bana hediye etmek istiyormuşsun? Halife, “evet hediye ediyorum. Fakat bindiğim katırların en huysuzudur dikkat et” der. İmam, “Bende bindiğim katırların en sakini olduğunu tahmin ediyorum”. Tabi düşündükleri bu hain planda böylece boşa çıkar. Velhasıl halkın Ehlibeyt sevgisi, imamlara olan inancı, güveni ve gösterdikleri saygı, halifelerde kin ve nefret yaratıyordu. İmamlara kötü davranmalarına ve zalimce davranmalarına sebep oluyordu. İmam Hasan’ül Askeri’yide aynen diğer imamlar gibi defalarca zindana attıkları anlaşılmaktadır. Hat’ta zindanda olmadığı vakitlerde, İmam’ın evine gidiş ve gelişleri kontrol altında tutuluyordu. Diğer insanların İmam’ı ziyaret etmeleri yasaklanmıştı.
Şehadeti ve Eserleri
Altı yıl süren İmamlık müddetince daima iylikler yapmış, dine hizmet etmiş, herkesin kalbini kazanmış, insanların tek güvendiği iğlik kaynağı olmuştu. Fakat bir gün aniden hastalanır. Halife Mutemedin hemen kendi özel doktorlarını tedavi için gönderir. Söylentilere göre bu tedavi edecek kişiler, ilaç yerine zehir vererek şehit etmişler.
Ölüm haberini alan Samara esnafı dükkânlarını kapatarak büyük bir yas tutmuşlar. Mutlaka ilacına zehir katılarak şehit edildiği pek kuvvetli bir ihtimal olarak yayılmıştır. İmam’ın vefat haberi halk arasında inanılmaz bir heyecan yaratmıştır.
Halife’ye yakın tanınan Ebu İsa bin el Mütevekkil cenaze hizmetini yaparken, hayır İmam ölmemiştir diyen halka, hazretin yüzünü açar. “Gördüğünüz gibi bu zat, Hasan bin Ali bin Muhammed bin Ali Rızadır. Eceliyle vefat etmiştir. Hastalığında halifenin emri ile kendisini özel hekimler tedaviye çalışmışlar, fakat kurtaramamışlar.”
Onun bu davranışı ve halife Mütemedin kendisine hastalığı sırasında hekimlerini göndermiş olduğunu ısrarla söylemesin de, İmam’ın hakikaten bu hekimler tarafından zehirlenmiş olduğu kanaati uyandırmıştır. İmam Hasan’ül Asker’i Samara da babası İmam Ali ’yel el Naki’nin yanına defin edilmiştir. Tek bir oğlu vardır. Oda Ehlibeyt İmamlarının sonuncusu on ikinci İmam Hz. Hüccet bin Hasan El-Mehdi’dir. Elimizde bulunmayan, fakat Şii kaynaklarında edindiğimiz bilgiye göre, İmam’ın bu gün elde bulunan eserleri şunlardır:
- Tefsir
- Kısa sözleri
- Mektupları
- Helâl ve harama ait risalesi
Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).
Alevilik üzerine diğer yazılar
İnanç ve erkân
- Alevilik Nedir? (ana sayfa)
- Kızılbaş Ne Demek? Kimlere Alevi Denir?
- Alevi İnancında Dört Kapı Kırk Makam
- İkrar Nedir, Kimden Kaldı?
- İslam ve Alevi İnancı
- İslam Kelimesinin Anlamı ve Tahribatı
- Alevi İnancında Kadının Yeri
- On Dört Masum-u Pak ve On Yedi Kemerbest
Cem ve erkânlar
- Cem Nedir? Cem Evi, Cem Kuralları ve On İki Hizmet
- Semah Nedir? Semah’ın Kutsallığı
- Musahiplik Nedir, Kimden Kaldı?
- Görgü Erkânı (Görgü Cemi)
- Alevilerde Cenaze Erkânı
- Alevilerde Nikâh Erkânı
- Düşkünlük Nedir?
Bayramlar, oruçlar ve kutsal günler
On İki İmam
- On İki İmam kimlerdir?
- Hz. Ali
- İmam Hasan
- İmam Hüseyin
- İmam Zeynel Abidin
- İmam Muhammed Bakır
- İmam Cafer-i Sadık
- İmam Musa-i Kâzım
- İmam Rıza
- İmam Muhammed Taki
- İmam Ali Naki
- İmam Mehdi
Yedi Ulu Ozan
- Yedi Ulu Ozan kimlerdir?
- Seyyid Nesimi
- Şah İsmail Hatayi
- Fuzuli
- Yemini
- Virani
- Pir Sultan Abdal
- Kul Himmet
- Noksani Baba
Tarih: Ehlibeyt, Gadir Hum ve Kerbela
Kitaplar ve Avrupa’da Alevi örgütlenmesi
Deutsch: Alevitentum: Grundlagen, Glaube und zentrale Begriffe · Geschichte der Aleviten-Organisation in Deutschland
Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede
1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.