İmam Zeynel Abidin Kimdir? Kerbela, Şam ve Hayatı

Kısaca: İmam Zeynel Abidin, On İki İmam’ın dördüncüsü ve İmam Hüseyin’in oğludur. Kerbela’da hasta olduğu için savaşa katılmamış, Ehlibeyt soyu onunla devam etmiştir. Seyit Derviş Tur Dede bu sayfada Kerbela’dan sonra Şam’da Yezid’in huzurunda yaşananları, İmam’ın Emevi Camii’ndeki hutbesini ve Medine’deki son yıllarını anlatmaktadır.

Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?

İmam Zeynel Abidin Kimdir?

Doğumu M. 658 (Hicri 36), Medine
Şehit edilmesi 719, Medine (Baki)
Yaşı 61
Babası İmam Hüseyin
Annesi Şehribanu
Eşi Fatma

Bütün İmamların doğum ve ölüm tarihleri, tarihçiler tarafından farklı tarihler verildiği için bu verdiğimiz tarihlere kesin gözüyle bakmamız mümkün değil. Fazla olmamakla beraber bir kaç yıl farklı tarihler mevcut. Doğrusunu Allah bilir.

Yine tarihçiler çocuklarının sayısını farklı veriyorlar. Fakat ben Abdul Baki Gölpınarlının “ Der Yayınlarında yayınladığı On İki İmam kitabının 78!inci sayfasında on bir erkek, beş kız veya on erkek, yedi kız” çocukları olduğunu diğer verilen abartılmış sayılardan daha inandırıcı buluyorum.

Kerbela’da İmam Zeynel Abidin

Kerbela vakasında, İmam Zeynel Abidin’in savaşa katılmadığını tarih, bize iki sebepten olduğunu söylüyor. Birincisi, hasta olduğu için. İkincisi, Babası İmam Hüseyin; “Ey gözümün nuru oğlum, dedi. Şu anda hem ağır hastasın, hem de şimdilik sana şehitlik izni yoktur. Çünkü sen de şehit olursan, Dedem Muhammed Mustafa ile Babam Ali’yel Murtaza’nın soyu ve bu İslam dini sona erecektir. Dedem Hz. Muhammed’in Ehli Beyti’nin ve İslamiyet in devam etmesi için, senin yaşaman gereklidir. Hastalanmanın sebebi de budur”

İmam Zeynel Abidin, “Ya Baba, beni şahadet şerbetini içmekten nasıl mahrum edersin! Sonra senin Mürvetli yüzünü nasıl görürüm”. Babası Hz. Hüseyin; “Ey oğul, bela meclisinde şahadet şerbetini içmeye henüz sıra gelmemiştir. Ecelin sakisi seni listesine almamış. Bir gün olacak ki, sende o listeye girer gelirsin”.

Hz. Hüseyin, oğlu Zeynel Abidin’i karşına oturtup, kendisinde bulunan Dedesi Muhammed Mustafa’dan ve Babası Ali’yel Murtaza’dan kalan maddi ve manevi emanetleri kendisine teslim edeceğini söyler. Verdiği emanetler şunlardı:

  • Hz. Muhammed zamanında sıraya dizilmiş, fakat henüz kitap haline gelmemiş, vahi yoluyla inen orijinal Kuran ayetleri. Bunların toplu haline “Kelamullah” denirdi, onu verdi.
  • Annesi Hz. Fatime’tül Zehra’ya ait olan, Babası Hz. Muhammed’den kendisine verilen, içinde çok değerli bilgiler olan Mushaf’ı cifrisi (Kitabı) verir.

Hz. İmam Hüseyin; “Ey benim gözümün ışığı, sen sabır yolundan sakın ayrılma, çünkü sabır imamların ve evliyaların huyudur. İmam nesli seninle devam edecektir. Ey ciğer köşem! Ey gözümün nuru! Sen Muhammed Mustafa’nın, Ali-yel Murtaza’nın nişanesi olarak kalacaksın. Onların getirdiği Müslüman dinini hiç sapıtmadan, bir leke sürmeden sen sürdüreceksin. Soyumuz seninle devam edecek. Gelecek nesillere de, sen dedemizin ve babamızın getirdiği ve sürdüğü Müslümanlığı öğreteceksin. Bu inkâr kavmi, şimdi nasıl sapıttıysalar, yarın dinden de sapıtacaklar. Sen sakın onlara uyma ve onlara inanma. Ne yazık ki, onlar bundan sonra eski cahiliye devrindeki dinlerine İslam’ı kılıf olarak çekecekler ve yine ne acı ki onu da, Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin getirdiği Müslümanlık ismi altında yürütecekler. Ben biraz sonra senin selamını dedeme ve babama götüreceğim.” Der. Tekrar oğlu Zeynel Abidin’i bağrına basar, hüzünle, ama şehit olma coşkusunun verdiği hızla atına binerek savaş meydanına çıkar.

Şam’da Yezid’in Huzurunda

Kerbela’da Hz. İmam Hüseyin şehit olduktan sonra, Zalim İbni Ziyad; Hz. İmam Zeynel Abidin’i Zeynep Ana’yı ve diğer bütün sağ kalan kadın ve çocukları, kesik başlar ile beraber çıplak olarak develere bindirir, Şam’a gönderir. İmam Zeynel Abidin, Şam’da Yezit’in huzuruna getirilince, Yezit sorar, “bu genç kimdir? İmam Hüseyin’in oğludur cevabını alınca, bunu niye öldürmediniz” diye haykırır. O anda Zeynep Ana büyük bir cesaretle buna engel olur.

Yezit; Hz. İmam Zeynel’i bu gün Şam’da Muaviye Cami’si ismi ile anılan, daha evvelden Romalılar tarafından yapılan kilise de hiçbir kimse ile görüşmemek kaydıyla hapis eder. Aynı zamanda Ehlibeyt kadınlarının, çocuklarının ve kesik başların sefil bir halde Şam’a gelmesi, Ehlibeyt sevgisini gönlünden taşıyan insanları son derece yasa boğmuştu. Bu durumu görenler içerisinde bir telaş ve kaynaşma başlamıştı. Nasıl olurda, minarelerde Hz. Muhammed’e ve onun Ehlibeyt’ine salat ve salavat getiriliyor, aşağıda torunlarının kesik başları ve gözyaşları sel gibi akıyor. Bu nasıl, inanç? Bu nasıl iman? Bu nasıl vicdan?

Hz. İmam’ın kutsal başını Melik oğlu Beşir lânetlisi bir tepsi üzerinde Lânet Yezid’in önüne getirirken şu şiiri okuyor: “Oysaki onun babası ve soyu insanlığın onuru ve kutsalıyken, ben bu insanların en hayırlısını öldürüp başını sana getirdim”. Bu Hz. Hüseyin’i ve soyunu övücü cümleler, lânete müstahak Yezidi sinirlendirir. Yezit; “Ey Beşir mademki İmam Hüseyin’i böyle kutsal olduğunu biliyordun da neden öldürdün”? Bu arada etrafta seslerin yükseldiğini duyunca, ortalığı yatıştırmak için Beşir’i hemen orada öl dürttürür. Getirdiğiniz esirleri huzuruma getirin diye emir verir.

İmam Zeynel Abidin’i, Zeynep Anayı, Ümmi Gülsüm’ü ve diğer kadınları, çocukları huzura getirirler. Zeynep Ana ve Ümmi Gülsüm İmam Hüseyin’in kesik başını lanetli Yezidin önünde görür görmez feryat ederek ağlamaya başlarlar. Yezit lânetlisi, İmam Zeynel Abidin’i görünce, “bu genç kim dir” diye sorar. Cevap, “İmam Hüseyin’in oğlu Ali’dir” derler. Bunu duyan lânet Yezit, bunu da öldürün diye emir verir.

O anda Hz. Zeynep Ana ve Ümmü Gülsüm feryat ederek, “Ey Dinsiz İmansız acımasız zalim! Bu masumdan başka Peygamber ocağında bir kimse kalmadı. A, be zalim! Bu nasıl bir düşmanlık, bu ne zulümdür? İşit ey âlemlere şefaat eden Dede’miz! Torunun Hüseyin’i öldürdüler, soyunu bitirmek istiyorlar”. Öyle bir feryadı figan ederler ki, orada bulunan İnsanların birçoğu ağlar ve Yezidi’n emrine karşı isyana kalkışırlar. Bu durumu gören Yezit Lânetlisini bir korku sarar ve istemeyerek te olsa İmam Zeynel Abidin’i öldürmekten vazgeçer.

Çevrenin tepkisini gören lânet Yezit, kendisini temize çıkartmak için, Kerbela’da savaşa katılan, kesik başlar ile kadınları ve çocukları getiren kumandan’ları huzura çağırtır ve sorar. “Kim Hz. Hüseyin’in başını kesti”? Kime sorarsa ben kesmedim diye cevap alır. Sıra lânetlenmiş Şimir Melununa gelince, Şimir’den şu cevabı alır.

“Ey Dünya Padişahı! Hüseyin’in katili ben değilim”. Yezit, “Ya kimdir” diye sorunca! Şimir, “Her kim bu savaşlara neden olmuş ve birbiri peşi sıra ya biatını alın veya öldürün diye emir verdiyse işte katil odur”, diye cevap vermesi lânet Yezidi çileden çıkarır, çünkü cevabın anlamı, “Emiri sen verdin katilde sensin” diyor. Yezit lanetlisi bu cevaba çıldırırcasına sinirlenir. Hemen oracıkta Şimir melununun elini, kollarını bağlayarak hapseder.

Sonra Yezit lânetlisi, İmam Zeynel Abidin’e “Ey Ali! “Gördün mü? Baban Hüseyin minberlere çıkarak hutbeler okuyarak kendisinin benden yüce ve güçlü olduğunu iddia etmeseydi, bu hallere düşmezdi. Benim Devletim ve gücüm onu kahretti” dedi.

İmam Zeynel Abidin, “Ey Yezit! Minberlerin binası benim atalarımdan mı kaldı, senin atalarından mı kaldı? Hutbe okumanın yasal düzenini biz mi koyduk, siz mi koydunuz? Zulüm ile abat olanın sonu berbattır” anlamında cevap verir. Bunlar bu konuşmalarda iken, askeri bando sesleri işitilir, borular çalınıp davullar vurulur. O anda, Yezidi’n oğlu küçük Muaviye övünerek, “Ey Ali bu sesler benim babamın saltanatının sesleridir”. Hz. İmam Zeynel Abidin, “biraz sabret, şimdi hakikat ortaya çıkar” diye cevap verir. Boru sesleri bittikten sonra minarelerden müezzinlerin “Alla hu Ekber” sesleri her yeri çınlatır. Hz. İmam, Yezidi’n oğluna dönerek, “Ey Yezidi’n oğlu! İşte bu duydukların da bizim babamızın, dedemizin sesidir ki bu ses kıyamete kadar devam eder. Hiç değişmez, dokunulmazdır, sonsuzdur. Sizin saltanatınızın sesi geçicidir” diye cevap verir.

Emevi Camii’ndeki hutbesi

O sırada minbere bir hatip çıkarak Ebu Sufyan ailesini överek metih şan esini yapar. Arkadan da Ehlibeyti karalayıcı iftiralarla hakaretler etmeye başlarki, Hz. İmam, Yezide! “Bu bozguncuyu alaşağı, izin ver ben minbere çıkıp hutbe okuyacağım”. Yezit müsaade etmez. Fakat Şam ileri gelenleri ve bilginleri, biz İmamın konuşmasını dinlemek istiyoruz diye ısrar edince, Yezit lanetlisi, bu ısrarlar karşısında izin vermek zorunda kalır.

İmam Zeynel Abidin Hazretleri, minbere çıkınca evvela Allaha şükür ve sena eder. Ceddi Muhammed Mustafa’ya salavat getirir. Kerbela’da olan Ehlibeyt katliamını anlatır ve çok etkileyici bir konuşma yapar. Konuşmanın sonunda “Ey Şam halkı! Aydınlanasınız diye kim olduğumu size açıklıyorum. Ben Hz. Muhammed Mustafa’nın Varisiyim. Ben, Ali ’yel Murtaza’nın torunuyum. Ben, Fatma’nın ciğerparesiyim. Ben, Hüseyin’i Kerbela’nın oğluyum. İmamlık rütbesi bana babamdan hibe edilmiştir. Manevi halifelik bana dedem Muhammed Mustafa’dan mirastır” diye hitap eder. Müezzin salavat getirirken, Hz. İmam döner “Ey Yezit! Bu hakkında salavat getirdiğiniz Peygamber senin deden mi, benim dedem mi”?

Yezit artık bu konuşmalara cevap verecek hali kalmaz, topluca saraya gitmelerini emreder ve kurnazca bir plan hazırlar. Saraya gidince, Şam ileri gelenlerini ve ilim adamlarını toplayarak, onların huzurunda Kerbela’da gelen subaylara hakaret ederek, lânetleyecek konuşmalar yapar. Baba’sının intikamını alması için Şimir’i İmam Zeynel Abidin eliyle öldür’tür. Bu şeytani düşüncesiyle halka karşı kendisinin bu işte bir suçu olmadığını kanıtlamaya çalışır. Yezit Sarayına gidince, düşündüğü planı aynen uygular. Kendine göre kendisini halka karşı aklamış oluyor. Fakat bazı kaynaklara görede, Muhtar Kerbela intikamını alma mucadelesi verirken Şimir yakalanır ve bir Basra’lı tarafından öldürülür.

Medine’ye Dönüş ve Son Yılları

Yezit, İmam Zeynel Abidin’in olgun, mantıklı ve akıllıca konuşmalarından etkilenmiş olacak ki “Ey Ali, babanın katilinden intikamını aldın, başka benden ne istiyorsun” diye sorar? Hz. İmam Zeynel Abidin, “Ey Yezit! Bizi vatanımız olan Medine’ye gönder, dedemin olduğu yerde yaşamımızı sürdürelim. Senden başka bir şey istemiyorum.

Yezit lânettullah, Peygamber soyuna yaptığı zulümden kendisini aklamak için, halka karşı bir gösteriş olsun diye kendi sarayında Ehlibeyt kadınlarına bir bölüm yer vermek istediyse de, Ümmü Gülsüm ve Zeynep Ana kabul etmezler. Yezid’in sarayına uzak başka bir evde kalmayı tercih ederler. Kerbela’da gelen Ehlibeyt ocağına ait 16 Kesik başın definini bizzat İmam Zeynel Abidin ile Zeynep Ana ve Ümmü Gülsüm yaparlar.

Defin işleri bittikten sonra, İmam Zeynel Abidin Yezid’de Medine’ye gitmek istediklerini bildirir. Yezit, Beşir oğlu Noman’ın kumandası altında Ehlibeyt ailesini Medine’ye gönderir. Medine’ye gelen Ehlibeyt kadınları, feryat ve figanlarıyla Kerbela’da olup bitenleri bütün çıplaklığıyla, Medine halkına ve Medine de kalmış, Hz. Hüseyin ile göçe katılmayan Muhammed Hanif’iye ve imam Hasan’ın çocuklarına anlatırlar. Medine halkı, bu duyduklarından son derece etkilenirler ve Yezid’e karşı ayaklanırlar. Medine Valisi Ebu Sofya’nın torunu Osman Durumu Yezide bildirir. Yezit, Zeynep Ana’nın Mısır’a sürgün edilmesini emreder. Yezidi’n emriyle Zeynep Ana Mısır’ın Baş şehri Kahire’ye sürgün edilir. Fakat isyan büyüdük çe büyüyor. Vali Osman Medine’den kaçmak mecburiyetinden kalır.

Halk biat etmek için İmam Zeynel Abidin’e müracaat ederler. Hz. İmam bu toplumun ne kadar vefasız ve ikiyüzlü olduklarını birkaç ay evvel Kerbela’da görmüştü. Onun için de Medine halkının teklifini kabul etmez. Halkın ısrar ettiğini görünce, Medine’den çıkar, “Yen bu” köyüne yerleşir. Ömrünü ilme ve ibadete verir.

İmam Zeynel Abidin altı adet Risale (kitap) bırakmıştır. Bunların içinde en önemlileri “Es-Sahifet’ül Kâmile ve Sahife’i Seccadeye” en önemlilerinden dir. Birçok tarih kitaplarına baktığımız zaman İmam Zeynel Abidin’in 18 erkek çocuğu, 16 kız çocuğu olmuş. Bunların içinde İmam Muhammed Bakır’a İmamlık verilmiş, diğerleri Seyyid olarak soyunu devam ettirmişler.

İmam Zeynel Abidin’i, Emevi Halifelerinden Abdülmelik’in oğlu Velid’in zamanında zehirleyerek şehit edilmiştir.

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).

Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede

1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.

Biyografi · Basında ve akademide · Videolar · İletişim