Yedi Ulu Ozan Kimlerdir? Nesimi, Hatayi, Fuzuli, Yemini, Virani, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet

Kısaca: Alevi inancında “Yedi Ulu Ozan”; Seyyid Nesimi, Şah İsmail Hatayi, Fuzuli, Yemini, Virani, Pir Sultan Abdal ve Kul Himmet’tir. Deyişleri, düvazdeh imamları ve mersiyeleri bugün de cemlerde ibadetin bir parçası olarak okunur. Seyit Derviş Tur Dede, Erkânname’nin üçüncü baskısında bu ozanların hayatlarını ve şiirlerinden örnekleri derlemiştir.

Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?

Yedi Ulu Ozan Kimlerdir?

1. Seyyid Nesimi
1345–1417
Hurufi şair; Vahdet-i Vücud inancı yüzünden Halep’te derisi yüzülerek idam edildi.
2. Şah İsmail Hatayi
1487–1524
Safevi hükümdarı ve Alevi erkânının en büyük şairlerinden; deyişleri cemlerin temelidir.
3. Fuzuli
1494–1556
Ehlibeyt sevgisini ve Kerbela acısını işleyen büyük divan şairi.
4. Yemini
15.–16. yüzyıl
Faziletname’nin yazarı; Hz. Ali’nin faziletlerini anlattı.
5. Virani
15.–16. yüzyıl
Balım Sultan devrinde yaşadı; Hurufi düşünceyi Hz. Ali sevgisiyle birleştiren ozan.
6. Pir Sultan Abdal
16. yüzyıl
Sivas’ın Banaz köyünden; zulme karşı direnişin sembolü, Sivas’ta asıldı.
7. Kul Himmet
16. yüzyıl
Pir Sultan Abdal’ın müridi; düvazdeh imam ve nefesleriyle tanınır.

Erkânname’de ayrıca Noksani Baba’nın hayatı ve şiirlerine de yer verilmiştir.

Yazarın Önsözü

Çok değerli okurlarım, birinci ve ikinci baskı Erkânname kitabımda, Alevi tasavvuf felsefesinde çok saygı ve değerleri olan yedi ulu ozanımızın isimlerinin olmayışı bence bir eksiklikti. Bu üçüncü baskıda, fark ettim. Bu bilgilerin gelecek kuşaklara faydalı olacağına inanıyorum. İnancımızla bütünleşen birçok konuları, üçüncü baskıda yazmaya çalıştım. Amacım! İnancım uğruna doğru ve faydalı bir hizmet vermektir.

Alevi toplumun da “Yedi Ulu Ozan” olarak, büyük ün yapmış, kutsallaştırılmış kişiliğe sahipler. Sevilmiş, sayılmış olan, Seyit Nesimi, Hatayı, Fuzuli, Yemini, Viranı, Pir Sultan ve Kul-Himmet: Bunların tarihin karanlıkları içinde unutulmaması için, bir katkıda bulunmak ve yaşantılarını, şiirlerini az ve öz de olsa yazabildiğim kadarı ile gelecek kuşaklara aktarmayı düşündüm.

Bulabildiğimiz kaynaklara göre yazıyoruz. Tabiki bu verdiğimiz bilgiler yüzde yüz doğruları yansıtmayabilir. Çünkü bulduğumuz kaynakların ne derece doğru olduklarını bilemiyoruz. Vereceğim bilgilerin birçoğunu, Allah Rahmet etsin, ruhu şad, yeri, mekânı cennet olsun, rahmetli A. Celalettin Ulusoy’un “Yedi Ulu’lar” kitabından ve diğer ozanların yaşamını, şiirlerini ve adlarına yazılan Tarihi kitapları araştırarak yazıyorum.

Neden “Ulu Ozan” Denir?

Alevi edebiyatında, elbette bu Yedi Ozan düzeyinde pek çok ozan vardır. İsimlerini yâd ettiğimiz bu yedi ozanımızın, ayrıcalıklı olarak “Ulu Ozanlar” ismi altında anılması, yedi rakamının kutsallığına bağlamak, bence pek isabetli bir kanıt değil. Şiirlerin büyük bölümünün Ehli Beyt inancını, yolunu, erkânını dile getirerek, yön vermesine, Ali ve Ehlibeyt sevgisiyle dolu olmasına bağlıdır. Bu güne kadar, Alevi Cemlerinde ibadetin bir bölümü onların dua düzeyinde okudukları duvazda imamlar ve mersiyeler ile yapılmaktadır ve yapılmaya da devam edecektir.

Nedeni ne olursa olsun, Alevi inancını ve tasavvuf felsefesini büyük bir coşku ile işleyen, sanatsal yeteneklerini ustaca kullanan Hak aşıklarıdır. Bu emsalsiz Hak aşıklarının; “Yedi ulu ozanlar” olarak anılmaya fazlası ile hakları vardır.

Günümüzde de çok değerli ozanlar ve âşıklar yetişmiştir. Misal; Âşık Veysel, “Benim sadık yarım kara toprak ve Gidiyorum gündüz gece”. Davut Sulari’nin, “Ağır göl dağının Kağmut yaylası”. Âşık Daimi’nin, “Bu da gelir bu da geçer ağlama, Çünkü ben bir insanım”. Feyzullah Çınar’ı, Âşık Mahsuni Şerif’in ve Muhlis Akarsu’yun, sayamayacağımız kadar çok değerli besteleri var. Fakat bunların besteleri, sosyal ilişkiler, siyasi ve doğa üzerine oluğu için bunlara (Ulu ozanlar) denilmiyor.

Nesimi, Hatayı, Fuzuli, Yemini, Viranı, Pir-Sultan ve Kul-Himmet’in kişisel ve ebedi değerlerini anlamak her kişinin işi değil, er kişinin işidir. Yaşadıkları farklı zamanlar içinde, aynı dili, aynı inancı ve aynı amacı dile getirmişlerdir. Şiirlerini okuyanlar bu durumu en iyi şekilde takdir edeceklerdir. Her biri yaşadıkları çeşitli çağın ebedi ekollerinin temsilcileri oldukları halde, dil, amaç ve işledikleri konu bakımından inanılmayacak benzerlik ve duygu beraberliği gösteriyor. Bu şiirlerdeki ilhamın Tanrısal bir Aşk’tan doğduğu, aşikâr olarak görülmektedir. Bu da gösteriyor ki, yedi ulu ozanımız, tarikatın üçüncü kapısından geçmişler, dördüncü hakikat kapısında birleşmişler.

Aslında yedi ulu ozanımızın dilleri yaşadıkları çağa kıyas edilirse son derece sadedir. Ancak, yılların akışı ve peşinde getirdiği yenilikler, değişiklikler sonucu, eski diller ile yeni diller arasına çok farklı terimler ile bir başkalaşım oluşmaktadır. Çağımızın insanı özellikle genç kuşak, yedi ulu ozanlara ait şiirlerdeki bazı terimleri ve deyimleri anlamaktan güçlük çekiyorlar.

Alevi-Bektaşi Edebiyatı

Alevi-Bektaşi edebiyatı gerek özde, gerekse inançta birleşen, bitmez tükenmez bir kaynak halindedir. Yüzyıllardan bu yana, bir ummana akmış ve halk edebiyatımıza zengin halkalar eklemiştir. Halk edebiyatı tarihsel ve tarafsız bir süzgeçten geçirildiğinde, en ünlü ozanlarımızın Alevilik- Bektaşilik ilkeleriyle yoğrulmuş kişilerden oluştuğu görülür. İlk Türk mutasavvıflarından Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli, Abdal Musa, Tabduk Emre, Yunus Emre, Mevlana, Erdebil Dergâhı Şeyhlerinden Şeyh Cüneyt, Şeyh Haydar ve Şah Hatayı erenlerden bu yana gelmiş geçmiş halk ozanların büyük bölümü, Alevi inancıyla olgunlaşmış abidelerimizdir.

Alevi-Bektaşi inancında Allah, Muhammed-Ali üçlemesinin, Ehlibeyt ve on iki İmamların, tevella, teberra’nın, önemli bir yeri vardır. Bütün bu değerler, Alevi ozanları tarafından, özünde ve sazında, büyük bir başarıyla işlenmiştir. Anadolu Aleviliği Bektaşiliği, İnançda, gelenek ve düşüncede Hacı Bektaş Veli’nin ilkelerine bağlı, aynı kutupta birleşen bir bütündür.

Alevilik M.630 yıllarında Hz. Muhammed, Hz. Ali tarafından temeli atılmış İslam’ın mistizm düşüncesi, itikatta dayalı tasavvufi inançtır. Bektaşi tarikatı, bu inancın içinde Hacı Bektaş Veli’nin ismi altında 15’inci yüzyılda Balım Sultan tarafından kurulmuş tarikâttır.

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).

Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede

1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.

Biyografi · Basında ve akademide · Videolar · İletişim