Alevi İnancında Kadının Yeri

Kısaca: Seyit Derviş Tur Dede’ye göre Alevilik renk, dil, din, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeyen bir inançtır; bu inançta kadın “anadır, bacıdır, baş tacıdır” ve inançsal, sosyal, kültürel her alanda erkekle eşit haklara sahiptir. Ona göre bacılar cemde her hizmette görev alabilir; Pir postu ise evladı Resul soyuna ayrılmış bir makamdır. Bu sayfada konu, Kur’an ayetleri ve tarihten örneklerle anlatılmaktadır.

Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?

Alevi Tasavvuf İnancında Kadının Yeri

Alevi tasavvufu, insanın gönlüne yerleşen, sevgi ile birleşen ve sürekli gelişen, çağın yeni ilim ve tekniğini özümseyen, Sünni doğmalardan kendini koruyan, insanları eşit bir şekilde bağrında toplayan, renk, dil, din, ırk ve cinsel farklılığı gözetmeyen, dinsel ve düşünsel öğretiyi rehber alan bir inançtır. Bu inançta kadının yeri, konumuna göre yücedir. Anadır, bacıdır, baş tacıdır. Alevi tasavvufunun yorumuyla kadın, Şeriatta kadındır, Tarikatta Anadır, Marifette dünyadır, Hakikatte yer ve göktür. Tarihe baktığımız zaman, Müslüman dininin gelişinde, Ehli Beyt ve onların evlatları içerisinde “Nübüvvet ve İmamet hariç”, yaşamın her sahasında kadın da kendi sorumluluğu çerçevesinde, erkek ile birlikte bütün sorunları veya güzellikleri omuz omuza paylaşmakla eşit hakka sahiptirler.

Alevi tasavvuf inancında, Hz. Muhammed’in bizlere bıraktığı iki kutsal emanet üzerinde, en ufak bir değişiklik yapmadan, kıyasa gitmeden inanılmış ve iman edilmiştir. Emevi’nin, Abbasi’nin, Arap Cahiliye devrindeki örf ve adetleri, Kur’an ile kıyaslayarak Müslümanlara dayatmalarını Aleviler hiç bir zaman kabul etmemişlerdir. Bu iki kutsal emanet Kur’an ve Ehli Beyti’dir. Ehli Beyt düşüncesinde kadın erkek eşittir. Kur’an bildirgesinde de erkeğe ve kadına eşit hak tanıdığı halde, Sünni şeriatında kadın hakları devamlı gasp edilmiş ve ikinci sınıf sayılıp hak tanınmamıştır. Hz. Muhammed’in getirdiği din, sonradan Arap kültürüne göre değiştirilmiş ise, kabahat Müslüman dininde değil, kabahat bunu değiştiren Emevi düzenindedir. Bugün Sünni şeriatında, Emevi düzeninin getirdiği sahte Müslümanlık devam ediyorsa, bunun suçlusu da Diyanet’tir. Bu konuda, Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kuran’daki İslam ve İslam nasıl yozlaştırıldı” kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Şimdi evvela Kur’an’a bakalım. Kadın erkek ayrımı nerelerde yapılmış, ne derecede eşitlik vermiyor. Fatiha Suresi birinci ayeti: “Elhamdü lillâhi rabbil’alemiyne” Bu ayetin Türkçe anlamı: “Bütün alemlerin Rabbine hamt olsun”. Bakın burada erkeklerin veya kadınların Rabbi diye bir ayrılık getirmiyor. Kadın, erkek herkesi eşit gösteriyor.

Nisa Suresi ayet 124: “Erkek veya kadın mümin olarak, kim yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girenlerdir. Kendilerine zerre kadar zulmedilmez”

Maide Suresi ayet 38: “Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarından ötürü ibret verici bir ceza olarak “ellerini kesin”. (Hırsızlığa götüren sebebi ortadan kaldırın.)

Nur Suresi ayet 30: “Ey Muhammed! Mümin erkeklere söyle; gözlerini bakılması yasak olan yerlerden sakınsınlar. Mahrem yerlerini açmasınlar, korusunlar. Bu onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır.”

Ayet 31: “Ey Muhammed! Mümin kadınlara da söyle; gözlerini bakılması yasak olan yerlerden sakınsınlar. İffetlerini korusunlar. Süslerini kendiliğinden görünen kısmı müstesna, diğer yerlerini açmasınlar. Örtülerini yakalarının üzerine salsınlar.”

İsra Suresi ayet 32: “Sakın zinaya yaklaşmayın. Doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur”.

Nur Suresi ayet 2: “ Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah’ın dini konusunda o ikisine de acımayın.”

Nur Suresi ayet 3: “Zina eden erkek, zina eden kadın ile evlenebilir. Onlar diğer müminlere yasak edilmiştir.”

Nur Suresi ayet 4: “İffetli kadınlara zina isnat edip de, dört şahit ile ispat edemeyenlere 80 değnek vurun. Ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin. Onlar yoldan çıkmış olanlardır.”

Nisa Suresi ayet 15: “Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu ispat edecek dört şahit getirin. Zina ettiğini şahadet ederlerse, ölünceye kadar veya Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun”. (Hapis edin).

Nisa Suresi ayet 16: “ İçinizde zina eden iki kişiye eziyet edin. Tövbe edip düzelirlerse onları bırakın.”

Nisa Suresi ayet 34: “Allah’ın kimini kimine üstün kılmasının sebebi: Erkekler mallarını kadınlar için sarf etmelerinden dolayı, erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler. İyi kadınlar gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiği iffetini, kocasının bulunmadığı zamanda da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinde (ihanet etmelerinde) endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin. Tutmazlarsa, yataklarında yalnız bırakın. Vazgeçmiyorlarsa, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa lehlerine yol arayın. Doğrusu Allah yücedir büyüktür.”

Bakara Suresi ayet 228: “ Boşanan kadınlar kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler. Eğer Allah’a ve ahret gününe inanmışlarsa, Bir hamilelik durumu varsa, kocalarından gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almaktan başkalarından daha çok hak sahibidirler”.

Bakara Suresi ayet 229: “Boşanma iki defadır. Ya iyilik ile tutma ya da iyilik ile bırakmadır. İkisi Allah’ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça, kadınlara verdiklerinizden bir şey geri almanız size helal değildir. Eğer Allah’ın yasalarını ikisi de koruyamayacaklar diye korkarlarsa, kadının fidye vermesinde ikisine de günah yoktur”.

Bakara Suresi 230. ayeti: Bu ayeti Hülle ayeti olarak kullanmakla, kadının şeref, haysiyetini, onurunu ayaklar altına almışlar. İşte Kur’an’ı kullanarak din adına oynanan oyunlardan bir tanesi de budur. Bakın buradaki ifadenin, kadına hülle yaptırmakla hiç bir ilgisi yoktur. 228 ve 229. ayetlerden sonra, 230. ayet aynen şunu anlatır: “Bundan sonra kadınını boşarsa, kadın başka birisi ile evlenmedikçe, bir daha kendisine helal olmaz. Eğer ikinci kocası ölürse veya boşarsa, Allah’ın yasalarını koruyacaklarına güvenirlerse, eski karı kocanın birbirlerine dönmelerine bir engel yoktur. Bunlar bilen kişiler için, Allah’ın açıkladığı yasalardır”.

Mücadele Suresi 1. 2. 3. 4. ayetleri: “Ey Muhammed! Kocası hakkında senin ile tartışan ve Allah’a şikâyet te bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir. İçinizde karılarını, annelerine benzeterek haram sayanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir. Anneleri ancak onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir. Karılarını zihâr yoluyla (Anam bacım olasın) diye boşayıp, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesi ile temas etmeden evvel, erkeğin bir köle satın alıp azat etmesi lazım. Bunu yapamazsa, iki ay ara vermeden oruç tutması lazım. Bunu da yapamıyorsa, altmış gün aç ve düşkün doyurması lazım. Bu kolaylık Allah’a ve Peygamberine inanmış olmanızdan ötürüdür. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır”. Mücadele süresinin bu ayetlerine dikkat edecek olursanız cezayı, suçu işleyen erkeğe veriyor.

Tövbe Suresi ayet 67: “İkiyüzlü erkek ve kadınlar aynıdırlar, kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar.”

Tövbe Suresi ayet 68: “Allah ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkârcılara, ebedi kalacakları cehennem ateşi hazırlamıştır.”

Tövbe Suresi ayet 71: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiyi emreder, kötülükten alı korlar.”

Tövbe Suresi ayet 72: “Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içlerinde ebedi kalacakları cenneti vat etmiştir.”

Ahzâb Suresi ayet 35: “Doğrusu erkek ve kadın Müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve iyi bir ecir hazırlamıştır.”

Şimdi gelelim kadın ile erkek arasında miras paylaşmasına. Hz. Muhammed’in devrinde kadın kazanç yapamazdı. Evlendiği erkek, kendisine bakmakla sorumlu idi. Bir babanın bir oğlu, bir kızı varsa, kızın evleneceği erkek, kıza bakmakla sorumluydu. Erkek oğlan ’da getireceği kıza bakmakla sorumlu idi ve gelen kız evine bir kazanç getirme imkânına sahip değildi. Amma kızın evleneceği erkek, evine kazanıp gelir getirme gücüne sahipti. İşte insanların eşit bir şekilde yaşamaları için miras hakkında gelen ayetler şunu diyor: Nisa Suresi ayet 176: “Ey Muhammed! Senden fetva isterler, de ki: Allah size ikinci derecede mirasçılar hakkında fetva veriyor. Şayet çocuğu olmayıp bir kız kardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kız kardeşine kalır. Kız kardeşinin çocuğu da yoksa kendisi ona tamamen varis olur. Eğer iki kız kardeş kalmışsa, bıraktığı malın üçte ikisi onlarındır. Eğer mirasçılar bir erkek bir kadın kardeşler ise, erkeğe kadının hissesinin iki katı kadar verilir. Doğru yoldan sapmayasınız, diye Allah size açıklıyor.”

Nisa Suresi ayet 32: “Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.”

Nisa Suresi ayet 33: “ Ana babanın ve yakınlarının bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileri ile yeminleştiğiniz kimselere de hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahittir.”

Bakara Suresi ayet 222: “Ey Muhammed! Sana kadınların aybaşı hali hakkında sorarlar, De ki; O bir ezadır. Aybaşı halindeyken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikten sonra, Allah’ın size buyurduğu yoldan yaklaşın.”

Bakara Suresi ayet 223: “Kadınlarınız sizin helalınızdır helalınıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah’tan sakının. Ona hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu insanlara müjdele.”

Bu ayetteki Sünni Şeriat yorumunda olan “Tarla” kelimesi yanlış bir yorumdur. Aynen hülle ayeti olarak, yüzyıllardır kadınların haysiyetini, şerefini ayaklar altına almak için yaptıkları kasıtlı yoruma benziyor. Alevi tasavvufunda 223’üncü ayetin yorumu aynen şöyledir: “Kadınlarınız sizin helalınızdır, helalınıza istediğiniz gibi gelin”. Yüce Allah erkek ile eşit gördüğü kadını, neden aşağılayacağı bir ifade ile ansın. Bunu ne Hz. Muhammed, ne de İslam dini, ne de Allah kabul etmez.

Kur’an-ı Kerim’de Alevi inancını, felsefesini ve batıni düşüncesini ortaya koyan bu kadar ayet varken, biz bugünün Alevileri olarak Kur’an deyince, Ortodoks Sünni anlayışı ile eşdeğerde görüyoruz. Zahmete girip Kur’an’ın batini ve tasavvufi yorumunu araştırmadan, Ortodoks Sünni yorumuna itibar ederek, inancımızı Kur’an’dan uzaklaştırmaya uğraşan birtakım kara güçlerin etkisi altında kalıyoruz. Böyle bir anlayış, Kur’an ilmine ve Alevi tasavvuf inancına ters düşen bir anlayıştır.

Alevi tasavvuf inancında kadının yerini araştırırken bütün kaynaklar Kur’an’a dayanıyor. Ehli Beyt soyunun, Emevi ve Abbasiler devrinde kurmuş oldukları gizemci Darul Hikme eğitim merkezlerinde ve eğitimde yarı yarıya kadının yer almasının kaynağı yine Kur’an’a dayanıyor. Alevi inancının tarihsel gelişimini incelediğimiz zaman, Velayet ve İmamet hariç, hayatın her alanında kadınlar erkekler ile beraber sorumluluk almışlar ve mücadele vermişler. Bu durum açık ve seçik Alevi inancının Kur’an ile devam ettiğini gösteriyor.

Bakın, vermiş olduğum Kur’an ayetlerinde, kadını erkeklerden ayıran, mal veya meta sayan bir ayet var mı? O devirde Kur’an kadar kadın haklarını savunan hiç bir kitap gösteremezsiniz. Peki, neden Kur’an-ı Kerim’den uzak durmaya çalışıyoruz? İzninizle yine bunun cevabını ben vermek istiyorum. Yeterli derecede dini bilgimiz olmadığı halde, her şeyi biz biliyoruz cehaletinden kurtulamadığımız için bu yanlışlıkları yapıyoruz.

Velayet ve İmamet Hz. Ali’ye, onun soyu olan evladı Resul’e verildiği için, Hz. Hüseyin soyundan gelenlere evladı Resul denir. Bacısı Zeynep Ana ki, Hz. Ali’nin kardeşi Caferi Tayyar’ın oğlu ile evli olduğu halde, ondan gelen soya Evladı Resul denilmemiş ve onlara İmamet hakkı verilmemiştir. Bu durum, bilinen bir gerçektir. O halde, bilinçsiz olarak ortaya çıkan birtakım bacılarımız, “Ben de dede kızıyım veya dede karısıyım. Alevi inancında kadın erkek eşitliği varsa, ben neden dede postuna oturmuyorum? Ben de oturmak istiyorum.” diyorlar. İşte bu bacılarımıza sesleniyorum!

Kadın, anadır, bacıdır baş tacıdır ve doğadır. Her şeyi üreten doğa olduğuna göre kadın, en büyük üreticidir. Bu üreticilik bir tür yaratmadır. Onun için kutsaldır. Alevi inancında hor görülen meta değildir. İnançsal, sosyal, kültürel her alanda erkek ile eşit haklara sahiptir. Fakat Velayet ve İmamet, Hz. Muhammed’i, Hz. Ali’yi, Hz. Hüseyin’i temsil eden makamda yapılan bir görevdir. İnancımıza göre, bu görev ’de evladı Resul’e verilmiştir. Evladı Resul soyu da erkekten devam etmiştir. Öyle olmasaydı, Kırklar Cem’inde Hz. Hüseyin’in yerine, Pir postuna Hz. Fatima oturmuş olurdu. İmam Hüseyin’in bacısı Zeynep Ana ki, âlimdi. Yezide karşı mücadele veren bir anamızdır. O veya ondan gelen evlatları, niçin oturamamış, bir düşünün?

Bu da doğanın değişmeyen bir kanunudur. Onun için bacılar her hizmette görev alabilirler, yalnız Pir postuna oturamazlar. Bunun daha birçok sebebi de var. Fakat anlatmaya gerek görmüyorum. Ümit ederim ki, bacılarımız verilen mesajı anlamışlardır. Cennet, annelerin ayağının altındadır. Annelerin, bacıların olmadığı yerde bizler de yokuz. Bizim kalbimiz onlar ile atar, her nefesimizde onlar var. Onlarla yaşarız, onlarla var oluruz onlarla güçleniriz. Yüce Allah anaları ağlatmasın, onlara ciğer acısı göstermesin. Bütün analara, bacılara aşkı niyazımı sunar, en samimi muhabbetle hepsini selamlarım.

Kadın

Kadın olmazsa Dünya’da olmaz
Kadınsız dertler derman bulamaz
Sevmenin sevilmenin kaynağı kadın
Kadınsız hiç bir yuva kurulmaz

Ana’dır kardeştir bacıdır kadın
Her derde her kedere ortaktır kadın
Yaratan üreten cana can veren
Sevgiyle şefkatle kucaklar kadın

Bizleri büyüten besleyen kadın
Eşiyle sırt sırta çalışan kadın
Sevgiyi saygıyı görmek yerine
Cefayı züllümü görenler kadın

Kemter ’im kadın benden bir parça
Gelmişiz Dünyaya, ana bacıdan
Anamda kaldığım devri âlemde
Dokuz ay cefayı çekenler kadın

Anam

Baharda açılan çiçek dalısın
Mevsimin goncası gülüsün Anam
Eyubun tenine konan arısın
Ev direği temel taşısın Anam

Arının yaptığı petek balısın
Canımın cananı gönül yarısın
Tanrının en kutsal bir varlığısın
Bir daha elini öpeyim Anam

Beytullaha niyaz eden bacısın
Nimetler pişiren ekmek saçısın
Nail’in başına devlet tacısın
Sen mubarek Kâbe kuşusun Anam

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).

Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede

1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.

Biyografi · Basında ve akademide · Videolar · İletişim