Kızılbaş Ne Demek? Kimlere Alevi Denir?

Kısaca: Seyit Derviş Tur Dede’ye göre Kızılbaş, Allah ve Resulü uğruna kendini Hakk’a adamış, Ehlibeyt’e bağlı, “eline, diline, beline sahip” olan kişidir. Bu sayfada Kızılbaşlığın anlamı, bir Kızılbaşta bulunması gereken vasıflar ve kimlere Alevi denildiği anlatılmaktadır.

Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?

Kızılbaşlığın Anlamı Nedir?

Kızılbaşlık: “Allah ı ve Resulü uğruna, canını, malını adamış, bu yolda ölmek var, dönmek yoktur, yeminini, başına sardığı kırmızı sarık ile ilan eden kişi veya kişilerdir”. Kur’an’ı Kerim’de, Hücurât Suresi ayet 15’e bakın, Kızıl başı nasıl tarif ediyor: “ Gerçekte inanan Müminler, Allah’a ve Peygamberine inanmış, hiç şüpheye düşmemiş, Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmiş olanlardır. İşte onlar doğru olanlardır.”

Aleviler, kendi aralarında bu şekilde inanmış, iman etmiş müminlere, “Hakiki Kızılbaş” derler. Şöyle etrafınıza bir bakın, böyle bir Kızılbaş bulursanız, bana da haber verin, kendisine bir niyaz edeyim. Çünkü bu devirde böyle bir imanı bütün mümini bulmanın çok zor olduğu kanısındayım. Kızılbaş olmak için Allah’a, şüphesiz inanıp iman edeceksin. Hz. Muhammed Mustafa’nın ve onun Ehli Beyti’nin yolunda gerektiği zaman hiç tereddüt etmeden, canını malını verip ikrarından dönmeyeceksin ki, Kızılbaş olabilesin. Yoksa öyle kolaylıkla Kızılbaş olunmaz.

Kızılbaş olacak insanlar, aşağıda yazılı olan vasıflara sahip olma zorunluluğu vardır.

Kendini Hak ka adamak. Ehlibeyte bağlı kalmak
Peygamberlere ve evliyalara inanıp iman etmek
Nefis denilen şeytanla ve bencilikle savaşmak
Özünde, sözünde, sevgisinde kararlı ve vefalı olmak
İşinde, yaşamında doğru ve güvenilir olmak
Eline, diline, beline sahip olmak
Yumuşak kalpli, alçak gönüllü olmak
Halkı mazur. Kendini kusurlu, eksikliği kendinden görmek
Kinden, buğuzdan, nefretten, benlikten kendini korumak
Korkusuz vefa, övgüsüz cömertlik özelliğini taşımak
Pir’ine, Rehber’ine, Mürşit’ine, İkrarına bağlı olmak
Şaka ve espride olsa, yalan söylemeyen Kızılbaş olur.

Kimlere Alevi Denir?

Daha evvelden yazmıştım. Alevilik bir soy, bir ırk veya bir ulus değildir. İslam’ın Tasavvuf inancı olan, dinsel bir mistisizimdir. Alevilik, soya, ırka indirilemez. Bunu bilerek veya bilmeyerek yapmak isteyenler Müslümanlığa, dolayısıyla Aleviliğe ihanet etmiş olurlar. Alevi inancını taşıyan toplumun içerisinde, tek bir soy vardır ki, bunların soy şecereleri, Hz. Muhammed’in torunları olan 12 İmamlara bağlanır. Bunlara, “Evladı Resul, Seyyid’i Sadet” denir. Bunlardan topluma öncülük yapan, hizmet veren, Hacı Bektaş Veli gibilerine Mürşit, bir onun altında görev yapanlara Pir, onların önünde talibe ilk hizmet verenlere de Rehber denir. Evladı Resul soyundan olanlar, Alevilerin içinde bunların sayısı son derece azdır. Bu Mürşitlerin, Pirlerin, Rehberlerin asıl görevleri, İslam Tasavvufunu tahsil etmektir. Topluma ilmi ile kemâleti ile öncülük yapıp, insanları kötülükten geri almak ve temiz bir toplum yaratmaktır.

Yalnız bu konuda, kamuoyunun dikkatini çekmek isterim. Ben de Seyit soyundayım, diyen herkese itibar etmeyin. Bu devirde herkes “Dede’yim” diyor. Seyit veya Dede olan bir kişi, evvela iman aşkıyla Allah’a, onun Peygamberi Hz. Muhammed’e, Kur’an’a ve Ehli Beyte inanıp iman etmiş olacak. Sonra Pir’i, Rehber’i, Mürşit’i ve Musahibi olacak. Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin bize miras bıraktıkları tariki müstakime ikrar verip, bir Pir’e bağlanıp, kendini yaşadığı toplumun içinde kendisini aklatmış olacak. İlim ve irfan sahibi olacak. Öğretici ve eğitici vasfına sahip olacak. Bu vasıflar bir kişide yoksa o Dedelik ve Pirlik yapamaz. Seyit soyundan olabilir. Onlara Seyit denir. Pir veya Dede, Alevilik öğretisini topluma verenlere denir.

Aleviler dernekler, federasyonlar, vakıflar kurarak, kendi felsefelerini ve inançlarını dünya kamuoyuna tanıtma sürecine girdikten sonra, tanınmayan birtakım isimler ile Dede’ler çoğalmaya başladı. Kimi insanlar bakıyor ki, Alevilerin içinde Dede’ler itibar görüyor. Kendi siyasi ve ateist düşüncelerini, gençlerimize enjekte etmek için Dede olmadığı halde, Dede’yim diyor. Hat’ta Alevi olmadığı halde, ben de Alevi’yim diyerek içimize girenler oluyor. Bunlara çok dikkat etmeliyiz.

Çünkü Aleviler bugüne kadar, Ehli Beyt yolunun verdiği inançsal terbiye gereği, hep doğrunun arkasında olmuştur. Laikliğin, demokrasinin, hukukun üstünlüğünü kabul eden, Cumhuriyet ilkelerinin bekçileri olmuşlardır. Memleketi bölüp parçalamayı hiç bir zaman istemezler. Aleviler, inançları gereği birlikten, kardeşlikten, dostluktan, barıştan yanadır. Bizi bozmak isteyenlere izin vermemeliyiz.

Alevilikte Seyit soyu hariç, diğer soylardan, ırklardan olan Aleviler, Alevi anadan, Alevi babadan doğmasıyla Alevi çocuğudur. Amma inanmıyorsa, Alevi olamaz. Aleviyim diyebilmesi için, ilk hamlede, Allah’ın kuluyum, Peygamberin ümmetiyim, Ehli Beyt ‘in bendesiyim diyebilmelidir. Bunun anlamı: Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed’in Peygamberliğine, Kur’an-ı azim şana ve Ehli Beyte inanıp iman ediyorum demektir.

Alevi inancı gereği Pir’i, Mürşit’i, Rehber’i olmalı ve Musahibi de yoksa Musahip tutmalı. Pir nüfusunu kırmamalı, gönlünü türap edip, özünü Dara çekebilmeli. İşte bu inanca, bu imana, bu gönle sahip olan insanlara “Alevi” denir.

Anadolu Alevilerinin %2 si Seyit, (Evladı Resul), %65 civarı Türk ve Türkmen, %15 civarı Kürt kökenli, diğer geriye kalan kısım da, Arap, Arnavut, Laz ve çeşitli ırklardan oluşur. Görülüyor ki hangi soydan olursanız olun, yukarıda anlatılan, İslam’ın tasavvuf inancına inanıp iman ediyorsanız, Alevi inancının öngördüğü ilkeleri ve kuralları, inanarak yaşıyorsanız, Alevi inancının, ahlâk ve karakteri olan, doğruluk ve dürüstlüğü evinizde yaşıyorsanız, o zaman siz bir Alevisiniz.

Yoksa kimi kendini bilmezlerin dediği gibi: “Alevilik Din değildir, Alevilik Mezhep değildir, Alevilik İnanç değildir, Aleviliğin İslam ile alâkası yoktur. Alevilik yalnız bir yaşam biçimidir” diyen cahil insanlara ben de diyorum ki, Alevilerin bu temiz yaşam kurallarına düzen veren nedir? İnancının öngördüğü ilkeler değil midir? Alevilik hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız’ Alevi Cemlerine gelin bakın. Allah, Muhammed, Ali ve Ehli Beyt ’ten başkasına, salât ve selam, dua ediliyor mu? O cemleri birkaç defa görün, ondan sonra konuşun. Sizin kendi inancınız yoksa inanan insanlara saygı duymayı öğrenmediniz mi? Hani demokratız dersiniz! Biz insanların refahı için mücadele veriyoruz, dersiniz! Biz, insanlara mutluluk ve huzur getirmek istiyoruz, dersiniz! Peki, inanarak mutlu olan insanların inancına neden dil uzatarak onları mutsuz ve huzursuz ediyorsunuz? Sizin aldığınız eğitim, öğrendiğiniz kültür, sizin gibi inanmayanları, sizin gibi düşünmeyenleri huzursuz ve rahatsız mı etmektir? Hayır, insan olan insan, bunu yapmamalı

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).

Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede

1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.

Biyografi · Basında ve akademide · Videolar · İletişim