Semah Nedir? Semah’ın Kutsallığı ve Semah Duazdaları

Kısaca: Semah, cem ibadetinin on iki hizmetinden biridir; kadın ve erkek birlikte, saz eşliğinde döner. Seyit Derviş Tur Dede semahı, insanın Hakk’tan gelip Hakk’a dönüşünün ve Ehlibeyt aşkının ifadesi olarak anlatır. Semah, 2010 yılında “Semah, Alevi-Bektaşi Ritüeli” adıyla UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alınmıştır.

Aşağıdaki metin, Seyit Derviş Tur Dede’nin Erkânname kitabından alınmıştır. Genel bir giriş için: Alevilik nedir?

Semah’ın Kutsallığı ve Niçin Yapılır?

Tanrı’nın insanoğluna vermiş olduğu aşk, heyecan, zevk yaşamın kendisidir. Çünkü yaşam olağanüstü güzelliklerle doludur. Varoluşun amacı insanın kendisini tanıması ve hissetmesidir. Her yeni doğuşta var olmanın tadı yaşamaktır. Tanrı’nın varlığı tüm varoluşlardan mevcuttur. Bütün varoluşların yaşamında Tanrı’nın isteği vardır. İşte bu istek insanoğlunun yaşamında Tanrı aşkı, doğa aşkı ve sevgili aşkını yaratır. Yaratılan bu aşk, insanoğluna manevi değer kazandırır. Aşk, yaşamın içinde manevi değere ulaşmak ve ilahi yüceliğe varmanın tek amacıdır. Yerin, Göğün, Güneş’in ve Ay’ın döndüğü bu evrende, gerçek aşkı dönerek yakalamaya, Dünya kirlerinde arınmaya, Hakk’a yaklaşmaya semah ibadeti denir.

Semah’ı ilmi yönden tetkik ettiğimizde, şunu görüyoruz. Var olmanın temel şartı dönmektir. Varlıklar arasında müşterek benzerlik, en ufak zerreden, en uzak yıldızlara kadar her birinin bünyesini teşkil eden, atomlarındaki elektron ve protonların dönmesidir. Her şeyin döndüğü gibi, insanoğlu da bünyesini teşkil eden atomlardaki mevcut dönmelerle, vücudundaki kanın dönmesiyle, topraktan gelip toprağa dönmesiyle, dünya ile beraber dönmesi, elinde olmayarak tabii ve şuursuz olarak döner. Ancak, insanı diğer varlıklardan farklı ve üstün kılan şey aklıdır. Semah dönenler diğer varlıklarla birlikte müşterek hareketle, aklıda iştirak ettirirler. Semah, kulun hakikate yönelip, akılla, aşkla yücelip, nefsini terk ederek, Hak’ta yok oluşu ve olgunluğa ermiş, kâmil bir insan olarak tekrar kulluğuna dönüşüdür. Bu dönüş! Bütün varlığa, bütün yaratılanlara yeni bir ruhla, yeni bir gönülle sevgi dolu hizmet için dönüştür.

Peygamber ve Ehlibeyt aşkıyla başlayan semazen ruhunu Hakk’a teslim ederek dönmeye başlar. İnanan bir mümin, Allah’a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine iman etmiş olmanın huzuru içindedir. İlahi emirlerin ve yaratılış sebeplerinin zevki ve idraki içindedir. Benliğini, egosunu mağlup eder, Hz. Peygamber’in ve Kur’an’ın dediği gibi, (Ölmeden önce ölünüz). Kur’anı Kerim’in Fecr Süresinin 27’den 30’uncu ayetleri aynen şöyle anlatır. “Ey emin ve mutmain olan nefis (Can) sen ondan hoşnut, O da senden hoşnut olarak, Rabbine dön! Ey can Salih kullarımın arasına gir! Onlarla beraber cennetlik kul olasın”.

Semah dönen semazenler, Allah, Allah nidalarıyla kollarını açarak döner ve aşka gelir, dönerek ruhunu boşluğa bırakır, zahiri düşüncelerden kopar. Vücudu terk eden ruh Tanrı’ya yaklaştığını hisseder. Bu aşkı ve bu vecdi yakalayan semazen, ruhunu arındırır ve kemâlete erme olgusunu yakalamış olur. Semah yalnız Tanrı aşkı ile dönülür, kutsal bir ibadettir. Alevi inancında buna “Kırklar Semahı” denir. Yalnız cem ibadeti yapılırken, ibadetimizin içinde dönülür. Pervaz vurup, “Allah, Allah” diyerek, dönme ile vecde gelerek, transa girip, Allah’a yaklaşma yoludur. Tek kelime ile ibadettir. Bunun haricinde dönülen folklorik semah tiplemeleri özünden uzak yöresel oyunlardır.

Anadolu topraklarında Alevilerin birbirinden kopuk yaşamasının getirdiği yöresel kültürlerin ve folklorik oyunların etkisinde kalan semah, özünden koparak, folklorik bir görünüm sergilemektedir. Onun için biz Dede’ler olarak ibadetimizin içinde, yalnız kırklar semahı dediğimiz, pervaz vurarak dönülen semahı yaptırıyoruz. Bu Semaha bazı yerlerde Erzincan semahı da deniyor. Semah oynuyor veya Semah oyunu ifadesi kullanmak çok yanlıştır. Yanlış olduğu kadar da günahtır. Semah, Hakk’a yaklaşmak için dönülür. O nun için semah yapacağız veya Semah döneceğiz ifadesi kullanmak en doğru olanıdır.

Birinci semah duazdası

İki turnam gelir başı çağalı
Eğlen turnam eğlen Ali’misin sen
Birisi Muhammed, diğeri Ali
Eğlen turnam eğlen Ali’misin sen
Yoksa Hacı Bektaş Veli ‘misin sen

İki turnam gelir rengi yemyeşil
Biri İmam Hasan ol pakı nesil
Biri İmam Hüseyin Cennet’ten bir gül
Eğlen turnam eğlen Ali’misin sen
Yoksa Hacı Bektaş Veli ‘misin sen

İki turnam gelir rengi kırmızı
Biri İmam Zeynal sürelim yüzü
Biri İmam Bakır edem niyazı
Eğlen turnam eğlen Ali’misin sen
Yoksa Hacı Bektaş Veli ‘misin sen

İki turnam gelir rengi Cafer’i
Biri İmam Kazım o yol rehberi
Biri İmam Rıza Horasan Pir’i
Eğlen turnam eğlen Ali’misin sen
Yoksa Hacı Bektaş Veli ‘misin sen

Turnalar Hicazdan sökün eyledi
Muhammed Mehdi’yi yakın eyledi
Hakikat ehlini memnun eyledi
Eylen turnam eylen Ali’misin sen
Yoksa Hacı Bektaş Veli ‘misin sen

Turnalar geldiler verdiler selam
Aldım selamını eyledim kelam
İlhami şüphesiz eyledim iman
Eylen turnam eylen Ali’misin sen
Yoksa Hacı Bektaş Veli ‘misin sen

İkinci semah duazdası

Devredip gezersin daru fenayı
Bağdat diyarına vardın mı turnam
Medine şehrinde Fatma Ana’yı
Makamı andadır gördün mü turnam

Bizde beli dedik, bizden uluya
İman aldık ikrar verdik Veli’ye
Necef deryasında İmam Ali’ye
Bu Derya’ya yüzler sürdün mü turnam

Medayın şehrinde Selman’a varıp
Bağdat’ta Kazım’ın kabrini görüp
Baş eğip de eşiğine yüz sürüp
İkrara bent olup, durdun mu turnam

Hür şehit de Kerbela’da çürümez
Hakk’tan izin yoktur kalkıp yürümez
İmam Hüseyin’in kanı kurumaz
Şehitler serdarını gördün mü turnam

Hz. Eyüp’ün nikabın kaldır
Tende iki kurt var neyin malıdır
Biri ipek sarar birisi baldır
Bunların sırrına erdin mi turnam

Behlil evcik yapar iki zeminde
Makamını gördü uçmak evinde
Tılsımı da erenlerin ceminde
Kırkların darına durdun mu turnam

Veysel Kıran gezer Yemen elinde
Serin verdi 12 İmam yolunda
İmam Mehdi hangi vakti zamanda
Nasıl zuhur eder sordun mu turnam

Kul Hüseyin’im der ki Hakk’a varalım
Varıp dergâhına yüzler sürelim
Can baş feda edip Şahı görelim
Sen de o sultanı gördün mü turnam

Üçüncü semah duazdası

Sabahtan yönümü Hakk’a çevirdim
Muhammed Ali’yi göreyim deyü
Dünyanın gamında çektim elimi
Mürşit i kâmile ereyim deyü

Varıp bir kâmile yoldaş olmaya
Ahd eyleyip ikrarında durmaya
Dört makamın binasını kurmaya
Ararım ustasın bulayım deyü

Aşığım serimi sevdaya saldım
Aşkın ateşine tutuldum yandım
İmam eşiğinde Peyman’ca durdum
Ali’nin yolunda öleyim deyü

Ol İmam Hasan’ı canımla sevdim
Mazlum Hüseyin’in gülamı oldum
İmam Zeynel ile zindanda durdum
Kendimi kırk pare böleyim deyü

Her zaman ararım kesmem zikrimi
Adına kurbanım İmam Bakır’ın
Dünü günü vird eyleyip okurum
Cafer’den bir nasip alayım deyi

Musa Kazım makamına niyazım
İmam Rıza’ya bağlıdır özüm
Taki, Naki, Askeri’ye var sözüm
Mehdi ile kılıç çalayım deyü

Kul Veli’yim Hakk’a secde ederim
Hakkın buyurduğu yola giderim
Dinim Haktır, Hak kelâmı ederim
On iki imama ereyim deyü

Dördüncü semah duazdası

Muhabbet kapısı açıldı bize
Bugün pirler ile ülfetimiz var
Girmesin kalleşler meclisimize
Bizim erenler ile sohbetimiz var

Aynı cemde herkes muradın buldu
Donandı meclisler nur ile doldu
Hep erenler evliyalar cem oldu
Bu dem bizim bayramımız var

Pirler ocağında bizim yerimiz
Rızadayız taşra çıkmaz yolumuz
Lali gevher sunar gani pirimiz
Kevser şarabından içenimiz var

Pirler huzurunda ikrar verildi
Kudret hazinesi anda açıldı
Bu meydana ikrar iman saçıldı
Erenler halidir hikmetimiz var

Genç Abdal tekbir getirir Allah
Güruhu gülbank ile Allah eyvallah
Pir elinde giydik Elhamdülillah
Başımızda tacı devletimiz var
Duaya dur, duaya dur turnalar.

Pir, Semah dönenlere aynı dua’yı verir, semah dönenler yerlerine gittikten sonra Pir, yüksek ses ile bir salavat getirir. “Cem dirliği ile gönül birliği ile diyelim Allah, Allah” diyerek cemaati secdeye indirir. Şu gülbankı verir:

“Bismi Şah Allah, Allah! Vakitler hayır ola! İstekler, ibadetler kabul ola! Emeklerimiz boşa gitmeye! Bu ibadetlerimizin ve dualarımızın hürmetine, yüce Allah bizleri Hz. Muhammed’in şefaatından mahrum etmeye! Ehli Beyt’in katarından, didarından ayırmaya!

Bu evrene hüküm eden yüce Allah! Bizleri doğruluktan, doğru yoldan ayırmaya! Merde, namerde muhtaç eylemeye. Rızkımızı helal yoldan nasip eyleye! Erenlerin, evliyaların yüzü suyu hürmetine, gönlümüzdeki kötü düşüncelere, hırsımıza, nefsimize uydurup insanlığa zararlı olan işleri yaptırmayı nasip etmeye!

3’lerin, 5’lerin, 7’lerin, 12 İmamların, 14 Masumi Pakların, 17 Kemeri Bestlerin, 40’ların hayır himmetlerini, nazari sefalarını cemimizin üstünden eksik etmesin! Nebilerin, velilerin yüzü suyu hürmetine, dert verip derman aratmasın! Derdimize derman, hastamıza şifa, gönlümüze iman, yuvamıza huzur ve mutluluk versin! Şu anda secdeye eğilmiş canı gönülden “Allah, Allah” diyenlerin, yüce Allah dilden dileklerini, gönülden muratlarını versin! Yüce Allah, yolumuzu yolsuza, işimizi haksıza düşürmesin! Bizleri de bu yoldan, bu erkândan ayırmasın! Nuri Nebi keremi Ali, gülbank’ı Hünkâr Hacı Bektaş Veli. Dil bizden, nefes pirden, yardım Allah’tan olsun! Gerçeğe Hüü. Yatan şehitler uyansın.” Cemaat secdeden kalkar. Dede bir salavat getirir.

Kaynak: Seyit Derviş Tur, Erkânname – Aleviliğin İslam Yorumu ve Alevi Erkânları, genişletilmiş 3. baskı (ISBN 975-6791-52-7).

Yazar hakkında: Seyit Derviş Tur Dede

1936’da Erzincan Çayırlı Başköy’de, Babamansur (Şah Mansur) Ocağı’na mensup bir seyyid ailesinde doğdu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) öncülü olan Alevi Cemaatleri Federasyonu’nun kurucularından ve ilk genel başkanıdır (1990–1993). 1994–2003 yılları arasında federasyon bünyesindeki Dedeler Kurulu’na başkanlık etti. Erkânname (2002) ve Avrupa’da İlk Alevi Yapılanması (2016) kitaplarının yazarıdır; çalışmaları Martin Sökefeld, Zeynel Gül, Burak Gümüş ve Bülent Keleş gibi araştırmacıların akademik yayınlarında kaynak gösterilmektedir.

Biyografi · Basında ve akademide · Videolar · İletişim